Dostoyevski’yle oturup konuşma şansı bulsaydım bu kitaptakilerden başka bir şey anlatmazdı bence, o yüzden bittiğinde sohbetimiz bitmiş gibi bir burukluk oldu. Dahiyane. Zamanında Dostoyevski bile kaygılanmış, okunmayacağını düşünmüş. Hayattan nefret eder gibi yaparak yaşamak nasıl olur ne de güzel anlatmış.
Bırak şu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bol onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah’ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel. Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara.