Söylediğine göre hırs tam olarak, çağımızda akıl kültürüne denk düşen duygudur. Hiçbir duygu, bu his kadar doğrudan doğruya amacına yönelmez. Bir yere saplanmış ok gibidir, kuş sürüleri misali gittikçe genişleyerek bir o yana bir bu yana uçuşmaz. Tıpkı hesap, mekanik ve vahşilik gibi bu duygu da ruhu fakirleştirir.
İnsanın etrafında düşünen olgu hayattır ve o hayat insan için, şayet aklını kullanırsa güçlükle de olsa kaleydoskop halinde bir araya getiremeyeceği bağlantıları dans ede ede kurar.
2073 yılında geçen ve yargının özelleştirilmesini anlatan bir distopya olmasına rağmen, koltuklarını sağlamlaştırmak adına iktidarın önce sessiz kalışı, muhalefetin tasarıya hemen olumlu bakışı, Can Tezcan karakterinin siyasi görüşüne güvenerek halkın bir kesiminin durumu sorgusuz kabullenişi ve Cüneyt Ender karakteriyle hedeflenen görüşün gazeteci kimliği aracılığıyla kolaylıkla halka benimsetilebilmesi açısından bana günümüzden çok da uzak şeyler yaşamadığımızı düşündürten bir eser oldu.
Kitaptaki ifadeden yararlanarak söylemem gerekirse:Dürüstlüğün tümden yok olmadığını , çıkarcılığın tüm bireyleri tutsak edemeyişini görebilmek adına bu kitabı okumalısınız