Toplumsal cinsiyet normlarından uzakta ve salt aşkı baz alarak değerlendirmem gerekirse: Oscar Wilde , sevgisine layık olmadığını düşündüğü,zihinsel çekicilik yerine lükse gelen Douglas'a karşı toplum tarafından onay görmeyen aşkını ''Ünün sonsuzluğundan rezaletin sonsuzluğuna geçtim.Kendimin efendisi olmaktan çıktım,artık ruhumun reisi değildim üstelik bundan habersizdim '' diyerek tanımlıyor.Douglas'ın babası yüzünden hapse girmiş gibi görünse de yazar aslında bunun adını söylemeye cesaret edemediği aşk yüzünden olduğunu satırlar arasına sıkıştırıyor.
Kendisinde altruizmin etkisini gördüğümüz yazar bu sitemli uzun mektubun gerekçesini ''Tek bir sözcüğün,boğuk bir sevgi seslenişinin sana ulaşacağı umuduyla yazdım.Senin suskunluğun ve tutumun bunu gerekli kıldığı için'' diyerek temellendiriyor.
Sevgilisinin kendi babasıyla yaşadığı nefrette gözünü kırpmadan Oscar Wilde'ın koşulsuz aşkını harcamasının verdiği hayal kırıklığı ile ''Kendi dehamı fütursuzca harcadım.Ben sana hayatımı verdim,sense insana aşağılık,en alçak tutkularını,nefret,gurur ve hırsı doyurmak için benim hayatımı harcadın'' diyerek açıklıyor.
Tutukluluk döneminde yaptığı iç muhasebenin sonucunda ''Zevk için yaşamış olmaktan bir an olsun pişmanlık duymadım'' demesine rağmen, ''Sevginin nefretten daha güzel olduğu olgusuyla bana yapılanların hepsini kişiliğimde eritmeli ve çekinmeden kabullenmeliyim '' ya da ''Dünyada ki acının kaynağının keder olduğunu düşünürdüm fakat sevgiden ötürüymüş'' cümlelerini kurarak artık olgunluğa eriştiğini de gösteriyor.
Aşırı fedakar karakterin bir narsist karaktere karşı duyduğu derin aşkın ruhsal yaralarını ,hayal kırıklığını ve değersizlik duygusunu hissetmek adına bu kitabı okumalısınız.