"Şimdi, âdeta, geçmişsiz, geleceksiz, hatta şimdiki zamansız bir toplum gibi anları yaşayan kişilerin yığını haline geldik." diyor Sezai Karakoç .
Ne doğru..
Fakat ne acı..
Anları yaşayan kişiler yığını…
Evet, ahvalimiz budur özetle..
Peki, nedir bu halimizin sebebi..?
" Nice insan, hakikatın sesi diye, hakikatın sesinin taklitlerinin peşinde koşmakta. " diyor üstad bu seferde..
O halde, elimizde doğrular ile yanlışların peşinde sürükleniyor, yitiriyoruz ruhun özü, kalbin sözünü günden güne..
Oysa;
"Süslenen püslenen, birinci hamur, ipek kağıtlara ve kuşelere bürünen yalanı gerçeğinden ayırabilmekte mârifet."
#171061357
Bu durumda ne yapmalıyız peki; gerçeği anlamak, perdeleri açmak ve maneviyatın sesini yeniden yükseltmek için özümüzde..
Nasıl diriltiriz, içimizde sancaklarla yürüyen mânevi ordu milletini?
#171098387
Nasıl uyandırırız en derin kâbus uykusuna daldırılmış ruhu?
#171096199
Nasıl hatırlatabiliriz o ihtişamlı duyguların, zengin iç dünyasının harikalar âlemini?
#171094898
İşte tüm bu soruların, çıkmazların ve kayboluşların cevabı niteliğinde Unutuş ve Hatırlayış…
Unutuşların silikleştirdiği yaşamın amacı ve özüne dönüşte bir rehber…
Kaybolmuş gemilere kucak açan bir liman..
Ve sözleri ilmek ilmek ruhumuza işleyen, siz söylemeden derdinize derman olan, nasihat veren bir dost..
"Onun pek klasik olmayan güzelliği bir düş gibi; hiçbir ressam fırçasının kopya edemeyeceği, hiçbir heykeltıraş keskisinin mermere oyamayacağı bir hayal gibi garipti."