Biri, evimizin en büyük yatırım ve en değerli varlığımız
olduğuna inanırdı. Öbür babam, "Evim yükümlülüğümdür;
eğer insan evini en büyük yatırım diye görürse, başı dertte
demektir," diye savunurdu.
Zengin adam henüz zengin değil, yoksul
adam da henüz yoksul değildi. İkisi de kariyerlerine yeni başlamıştı,
ikisi de para ve aile savaşı veriyordu. Ama para konusunda
bakış açıları bambaşkaydı.
Örneğin, bir babam, "Para aşkı cehennemin kapısını
açar," derken, öteki babam, "Parasızlık bütün kötülüklerin
anahtarıdır," derdi.
“Negatif duygudan
kurtulmaktan bahsettiğimiz zaman, konu esasen herhangi
bir şeyden yakayı kurtarmak değil, daha ziyade bir
yanlışı gidermektir. Doğmakta olan bir düşünceyi yanlış bir
yöntemten sakınmaktır, gerçeği yanlış bir yöntemle algılamaktan
kurtulmaktır, yoksa biz burada aklımızı boşaltmaya
çalışmıyoruz. Ortadan kaldırılmak istenen ‘bir şey’ yok. Ortadan
kaldırılmaya çalışılman şey, bilmeme hali ve yanlış algılamadır.”
“Zihni harekete geçiren bir yol daha var, daha kendiliğinden
oluşan bir yol bu. Kişi objeye bakıp, ‘Bu çekici,’ der,
belki bu süreç içinde bir parça mantık da rol oynamaktadır
fakat mantık burada oldukça zayıf bir konumdadır. Pek çok
negatif ve yıkıcı duygu, bu kendiliğinden oluşan düşünceler
kategorisinden doğar.”