Burada, tamamen milliyetçi düşüncelerle yaptırılan zorhâne, cündi kuruluşlar, pehlivan tekkeleri, ok meydanları, kemankeş zaviyeleri gibi vakıfların, Türk spor ve savaşçılığının gelişmesine büyük hizmeti olduğundan da söz etmeliyiz. Bu gibi vakıflar sürekli olarak, nişancı, okçu binici yetiştirmiş, vakıf bünyesindeki tesislerde eğitim gören sporculara maaş bağlanarak, kendilerini tamamen spora vermeleri sağlanmıştır ki bu hâliyle vakıflar aynı zamanda okuludurlar. Avrupa'da ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra okul niteliğinde spor yurtları kurulabilmiştir. Üstelik bu spor yurtlarında eğitilen gençlere maaş da bağlanmamıştır.