Kabil’e girişlerini ilk gördüğüm günü anımsıyorum da.Nasıl da sevinmiştik! Ölümler bitti, dedik. Vah vah! Tıpkı şairin dediği gibi: ‘Aşkın en pürüzsüz göründüğü an, dertler bastırıverirdi!’
Çocukken ne çok şeyi düşünüp anlayabildiğimizi unutuyoruz. Biraz büyür büyümez, etrafımızdaki çocukları dertsiz tasasız mahlukatlar sanmaya başlıyoruz. Onlara dünyanın gamından uzak, aptal, mutlu, minik şeylermiş gibi davranıyoruz. Oysa dönüp bakmaya gücün yeterse, kendi çocukluğunu bir hatırlasana. Ömrümüzün en kırılgan, en zor günlerini orada geçirmedik mi? En çok o zaman incinmedik mi?
…
Çocukluk kadar incitici bir şey var mı şu dünyada?