Açıkça söylemek gerekirse elimdeki kitaba çok da istemeden başladım.Herhalde bizden 500 yıl önce yaşamış olan insanlara şuanki durumumuz anlatılsa çoğusu inanmazdı,ama gelin görün ki şuan bu hallerdeyiz.Cesur Yeni Dünya'da da anlatılanlar ne kadar inanılmaz gelse de şuandan 500 yıl sonrasını bilebilmemiz mümkün olmadığından anlatılanların hepsi olası gerçeklerin bir parçasıymış gibi geliyorbana.Ve bu durum çok moral bozucu,çünkü her geçen gün daha da kötüye sürüklendiğimizin yazılı bir açıklaması niteliğinde.
Kitabın distopya mı ütopya mı olduğu tartışılır nitelikteymiş.Bence kitabın tüm olayı da bu soruda yatıyor.Kitaptaki her şey ütopya niteliğinde aktarılmasına rağmen aslen bir distopyayı temsil ediyor bence.Çünkü bu yeni devlet düzeni insanların mutlu olmasını amaçlayarak kendilerine itaat edilmesini sağlıyor.
Kitap yazıldığı zamanın-1930lar-gerçekliğini taşıyor aslında.Kitapta itaat edilen dünyanın yöneticisi olan Ford o zamanlarda Amerika'ya insanların çok daha az çalışmasını sağlayan mükemmel bir makineleşme sistemiyle her şeyin üretimini daha kolay hale getiren, Ford otomobillerinin üreticisi Henry Ford.Aldoux Huxley de bu yeniliğin insanlara getirecekleri üzerine yazıyor bu kitabı.Ve okurken aslında o zamandan bu zamana bile söylediklerinin çoğunun(tüp bebekler,ülke sınırları arasında elektrikli teller..) gerçekleştiğini görüyoruz.
İnsanoğlu bütün değerlerinden ayrıştırılmış bir biçimde geliyor karşımıza.Öyle ki kitapta anne baba kelimeleri bile ayıplanan şeyler,çünkü bebekler şişelerin içinden doğuyorlar ve asla kendi anne babalarını bilmiyorlar.Doğdukları andan itibaren uykularında bile sistemin istediği şeylere şartlandırılıyorlar.Bu şartlandırmalar devletin kurduğu hiyerarşik sistemde herkesin görevini yapıp bundan mutlu olması,kimsenin düşünüp