Sena Doğru

Puan vermedi·72 syf.··
2021 7. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 12:10
Tersi ve Yüzü, Albert Camus’nun 5 farklı denemesinden oluşan ve ilk çıkan kitabı.İlk kitabı olmasına rağmen sonraki kitaplarının dahi bütün içeriğinin bu kitapta var olduğu söyleniyor.Ama yazar bu kitabın tekrardan yayınlanmasını bile istemiyor aslında.Çünkü hayatındaki en önemsediği konuları burada yazıp kendini ele verdiğini ama bunları edebi açıdan çok da iyi bir konuma gelmeden yazdığı için bu durumdan rahatsız olduğunu belirtiyor ön sözde. Kitap farklı denemelerden oluşsa da genel olarak kitapta da geçen şu sözün üzerine kurulduğunu düşünüyorum:”Yaşama umutsuzluğu yoksa, yaşama aşkı da yoktur.”Camus’nun iç dünyasının bize yansıması da umutsuzluktan umuda çıkan bir yol sanki.Hayatı hakkında düştüğü karamsarlıkları okurken bir anda gökyüzünün güzelliğinden ve ona getirdiği yaşama hevesinden bahsettiğini görünce önce bir afallıyorum.Yaşamayı çok isteyen ama bunu yaparken çok zorlanan birisi.Neredeyse her denemesinde mutluluğun tanımını yapmaya çalışıyor ve bunlar çok basit şeylerden doğan mutluluklar aslında.Hem mutluluğu hem de hayatın anlamını basite indirgiyor ,en önemli olan şeyin açık sözlülük ve yüreklilik olduğunu savunuyor. Bütün denemeler ağır bir yalnızlık kokuyor.’Ruhta Ölüm’de “Günlerden beri tek sözcük çıkmamıştı ağzımdan, tutulmuş haykırışlarla, ayaklanmalarla patlıyordu yüreğim.Bana kucağını açan biri olsaydı, çocuklar gibi ağlayabilirdim.” dedikten sonra “Kapı vuruldu,dostlarım içeriye girdiler.Çok yıpranmış olsam bile kurtulmuştum.” diyerek katlanamadığı yalnızlığı anlatıyor. Camus’nun dünyasına konuk olmak acı verici olduğu ölçüde hayranlık uyandırıcıydı.En üzücü olan şey de,Camus’nun “ Bir gün Tersi ve Yüzü’nü yeniden yazmayı başaramazsam, hiçbir şey başaramamış olacağım.” demesi ve erken ölümünden dolayı bu düşünü gerçekleştirememiş olması...
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20197,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·136 syf.··
2021 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 13:21
Kitap yaşlı ve genç bir adamın insan tabiatı hakkında karşılıklı diyaloglarından oluşuyor.Yaşlı adam genel anlamda insanın bir makine olduğunu,hiçbir düşüncesini ya da yaptığı herhangi bir şeyi kendisinin oluşturmadığını bunların doğuştan geldiğini ya da dış etkilerle diğer insanlar tarafından oluşturulduğunu savunuyor.İnsanın dünya üzerindeki değerini şimdiye kadar düşünmediğim bir açıdan çok aşağıya indiriyor hatta hayvanların dahi insanlardan üstün olduğunu anlatıyor.Ve bütün bunları öyle çarpıcı ve su götürmez örneklerle açıklıyor ki en başlarında genç adam gibi bu düşüncelere itiraz edilecek yerler bulsam da sona doğru yaşlı adam bizi bir şekilde bunlara inandırmayı başarıyor.Kitabı sonlara doğru geçen anlatımdan bir parçayla özetlemek istiyorum:”Benim için insan, pek çok mekanizmadan oluşmuş bir makine.Bu mekanizmaların ahlaki ve zihinsel olanları, içerideki Efendinin dürtülerine göre otomatik olarak hareket ediyorlar.Bu efendiyse, mizaçtan ve pek çok dış etkenle eğitimin birikiminden inşa edilmiş.Makinenin tek işlevi, arzuları iyi ya da kötü olsa da Efendinin ruhsal tatminini sağlamak.Mutlak iradesiyle itaat edilmesi gereken, her zaman da itaat edilen bir makine.”
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2021 4. kitabı
Bulunduğumuz durumdan dolayı alıp okumak istediğim bir kitaptı Kızıl Veba ve okuduğum süre boyunca halimize şükrettim.Bir nebze de mutlu oldum denebilir.Jack London'ın esin kaynakları arasında herhangi bir salgının olmadığını öğrendim.Acaba şuanda biz bu salgını görmüş halimizle bir kitap yazsak Kızıl Veba'nın çaresizliğinin üzerinde bir kitap olur mu, merak ettim doğrusu.
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Puan vermedi·266 syf.··
2021 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 21:57
Açıkça söylemek gerekirse elimdeki kitaba çok da istemeden başladım.Herhalde bizden 500 yıl önce yaşamış olan insanlara şuanki durumumuz anlatılsa çoğusu inanmazdı,ama gelin görün ki şuan bu hallerdeyiz.Cesur Yeni Dünya'da da anlatılanlar ne kadar inanılmaz gelse de şuandan 500 yıl sonrasını bilebilmemiz mümkün olmadığından anlatılanların hepsi olası gerçeklerin bir parçasıymış gibi geliyorbana.Ve bu durum çok moral bozucu,çünkü her geçen gün daha da kötüye sürüklendiğimizin yazılı bir açıklaması niteliğinde. Kitabın distopya mı ütopya mı olduğu tartışılır nitelikteymiş.Bence kitabın tüm olayı da bu soruda yatıyor.Kitaptaki her şey ütopya niteliğinde aktarılmasına rağmen aslen bir distopyayı temsil ediyor bence.Çünkü bu yeni devlet düzeni insanların mutlu olmasını amaçlayarak kendilerine itaat edilmesini sağlıyor. Kitap yazıldığı zamanın-1930lar-gerçekliğini taşıyor aslında.Kitapta itaat edilen dünyanın yöneticisi olan Ford o zamanlarda Amerika'ya insanların çok daha az çalışmasını sağlayan mükemmel bir makineleşme sistemiyle her şeyin üretimini daha kolay hale getiren, Ford otomobillerinin üreticisi Henry Ford.Aldoux Huxley de bu yeniliğin insanlara getirecekleri üzerine yazıyor bu kitabı.Ve okurken aslında o zamandan bu zamana bile söylediklerinin çoğunun(tüp bebekler,ülke sınırları arasında elektrikli teller..) gerçekleştiğini görüyoruz. İnsanoğlu bütün değerlerinden ayrıştırılmış bir biçimde geliyor karşımıza.Öyle ki kitapta anne baba kelimeleri bile ayıplanan şeyler,çünkü bebekler şişelerin içinden doğuyorlar ve asla kendi anne babalarını bilmiyorlar.Doğdukları andan itibaren uykularında bile sistemin istediği şeylere şartlandırılıyorlar.Bu şartlandırmalar devletin kurduğu hiyerarşik sistemde herkesin görevini yapıp bundan mutlu olması,kimsenin düşünüp
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 18:00
Derin bir nefes alarak başlıyorum Düşüş hakkında bir şeyler karalamaya. Şuanki duyguyu kitabı okurken de bir sürü kere yaşadım.Çoğu cümleyi bitirdikten sonra üzerine bir kez daha okudum.Ve her seferinde kendimi çok eksik hissettim çünkü anlasam da anlamasam da her şeyin alt metni var sanki bu kitapta.Beni zorladığı ölçüde keyif verdi bana Düşüş.Daha önceden Yabancı'sını okumuştum Camus'nun ve bana göre Düşüş felsefi açıdan daha derinlere inilmiş bir kitaptı. Kitabın başında diyalog tarzında ve olay örgüsü olan bir roman okuyacağımı zannetmiştim ama çok yanılmışım.Tamamen Clamence'nin iç dünyasını hatta son kısımlardaki yorumuma göre ölmeden önce yapmak istediği tek gerçek şey olan 'itiraflarını' okuyoruz belki de.Clamence hayatta bir tek kendisini seven,kendisinde her türlü şeyi yapmaya yetecek gücü bulan ve her ne yapıyorsa yapsın bunda kendi yararını gözeten bir cezaevi yargıcı. Bunu böyle yazmam biraz kafa karıştırıcı olacak sonradan biliyorum.Çünkü genel anlamda bencil bir insanı tanıtmış gibi oldum ve bu kötü bir şeymiş gibi geliyor.Ama kitabın aslı da burada yatıyor,Düşüş insanlardaki ikiyüzlülüğü okurlarının yüzüne çarpıyor.Herkes bir anlamda bencildir çünkü bu hayatta ve anlatılmak istenen şeylerden biri de bu. Aslında kitabı iki bölüme ayırmak mümkün.İlk kısımda Clamence dünya düzeninden,kendi hayatından ve genel anlamda kendinden memnun olarak yaşayan bir adamken bu durum şu olayla değişiyor:Bir gece köprüde yürürken arkasından bir denize düşme ve bununla beraber bir çığlık sesi geliyor.Bu durumda kendisi büyük bir çıkmaza ve çaresizliğe giriyor.İşte bu olaydan sonra Clamence'nin yaşamı gittikçe zorlaşıyor ve asıl sorgulaması bundan sonra başlıyor.Onu dostluk,aşk,ölüm,adalet vb. hayat hakkındaki her şeyde derin sorgularıyla görüyoruz.Benim en çok dikkatimi
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Reklam