Ya ejderhalar sandığımız kadar korkunç değilse?
Puan vermedi·32 syf.··
2026 4. kitabı
Çocuklara yıllarca "korkma" dedik. Ama belki de asıl öğrenmeleri gereken şey... Önce anlamaya çalışmak. Bay Kabuk ve Ejder, ilk bakışta bir macera kitabı gibi görünse de satır aralarında çok daha büyük bir mesaj taşıyor. Bazen en çok korktuğumuz kişi, sadece anlaşılmayı bekliyordur. Bu hikâye çocuklara; Dış görünüşe göre karar vermemeyi, Empati kurmayı, Cesaretin korkusuz olmak değil, korkuna rağmen adım atmak olduğunu anlatıyor. Ebeveynler için ise ince ama güçlü bir hatırlatma bırakıyor: Çocuklara sadece "iyi insan ol" demek yetmez. Onlara, farklı olanı tanımayı ve anlamayı da öğretmeliyiz. Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise çocuğun kalbine sessizce yerleşir. Bay Kabuk ve Ejder işte tam da o kitaplardan biri. Puanım: 9/10 Sence çocuklara öğretilmesi gereken en önemli değer hangisi? Yorumlarda konuşalım.
1000Kitap
Bay Ka Buk ve EjderZeynep Sevde · Taze Kitap · 2016120 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 08:10
Daha önce böyle bir cinayet hikayesi okumadığınıza emin olabilirsiniz. Yazar bizi şaşırtmalara doyamamış.Öncelikle hikayeyi karakterlerimizden biri anlatıyor. Hem de karşımızda oturmuşçasına yeri geliyor objektif anlatım yapmaya karar verip herşeyi olduğu gibi anlatıyor bazen de kendi yorumlarını katıyor. İlk başta karakterleri tanıtmış kimin kim olduğunu öğrendikten sonra kendimizi hikayenin içinde buluyoruz. Sonra anlatıcımız şaşırtmalarına başlıyor. Tam hikaye bu dediğimizde gerçekten böyle mi sence der gibi, yazarın tarzı harika gerçekten sessiz hastada da çok beğenmiştim bu kitabını da çok beğendim. Akıcı ve harika bir kurgu,harika bir hikaye. Laf aramızda bu kitabın anlatıcısına güven olmaz Yedi kişi bir adada mahsur kalmışsa ve ortada bir cinayet varsa acaba hangisi katil? Cevabı öğrenmek isteyenler için tavsiyemdir
1000Kitap
HiddetAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 2024990 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Uzun İnce Bir Sürgün'deyim
8/10
·136 syf.·
2026 169. kitabı
İzmir'den İstanbul'a gelirken aklımda herhangi bir kitap yoktu. Benim derdim başka şeylerdi. Kullanılmayan istasyonlar, terk edilmiş yapılar, unutulmuş bekleme salonları, insanların çekilip gittiği yerlerde geriye ne kaldığı. Akşama doğru Sirkeci Garı'na vardım. Gün ışığı çekilmeye başlamıştı. Kalabalıkların ilgilenmediği tarafa doğru yürüdüm. Rayların bittiği, seslerin azaldığı yerlere. Orada gördüm onu. Hurdaya ayrılmış eski bir vagon. Boyasının büyük kısmı dökülmüş, camlarının bazıları çatlamış, içi karanlığa terk edilmiş. Kapısı yarı açıktı. Merak edip içeri girdim. Telefonun fenerini açınca yılların bıraktığı izler ortaya çıktı. Yıpranmış koltuklar. Kararmış metal parçalar. Tavana tutunmaya çalışan kablolar. Sanki zaman burada çalışmayı bırakmıştı. Binlerce insanın üstüne oturarak eskittiği bir koltuğa oturdum. Tam o sırada aklıma bir kitap geldi. Aytuğ Akdoğan 'ın Sürgün'ü. Kitabı düşünmeye başlamamla birlikte diğer benlerim de ortaya çıktı. Ravi karşımdaki koltuğa geçti. Hiç pencere kenarına oturdu. Münzevi ise koridor boyunca yürüyüp vagona göz gezdirdi. Sonunda durdu. Burası uygun dedi. Neye. Bu kitaba.
SürgünAytuğ Akdoğan · Hayykitap · 2021149 okunma
Puan vermedi
Selam benim güzel kitap ailem! Bugün size, kahvenizi yapıp pencere kenarına geçtiğinizde, o kahve daha bitmeden yüreğinizi sızlatıp bitiverecek, kısacık ama etkisi kocaman bir kitapla geldim: Abdurrahman Avcı’dan Zamanın Ötesindeki Aşk. Hiç düşündünüz mü? Aşkın bir zamanı, bir mekanı var mıdır? Yoksa aşk, yüz yıllık bir uçurumu bile tek bir bakışla kapatabilir mi? Hikayemiz bizi tam 100 yıllık bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Bir yanda 2025 yılının İstanbul’unda, kendi halinde, kitapların arasında huzur bulan, günlüğüne içini döken Elif... Diğer yanda ise 2125 yılının o soğuk ve teknolojik dünyasında, "Zamanın Yankısı" projesi üzerinde çalışan bir nörobilimci, Arda... Arda, geliştirdiği bir algoritma sayesinde geçmişten bir hologram, bir yankı olarak Elif’i gördüğü an, tüm bilimsel gerçeklikler yerle bir oluyor. Ve bir adamın, hiç dokunamadığı, kokusunu duyamadığı, toprağa karışmış bir kadına, zamanın ötesinden nasıl tutkuyla bağlandığını okuyoruz. Arda'nın o aşk için kendi zamanını, kendi varlığını hiçe sayıp o 100 yıllık duvarı yıkmaya çalışması... İnanın okurken boğazınız düğümleniyor. Kitabın En Sevdiğim Yanları: Kitap sadece 60 sayfa! Evet, yanlış duymadınız. Tam bir "bir oturuşta bitmelik" kitap. Ama yazar bu kısıtlı sayfaya, hem kuantum fiziği tadında bilimsel bir merakı hem de “Gerçek olmak illa dokunmak mı sence? Bazen birisini en çok görmeden de hissedersin” dedirtecek kadar naif bir aşkı sığdırmayı başarmış. Akıcı, sade ve sizi yormayan bir dili var. Gelelim "Keşke" Dediğim Kısımlara... Böylesine güçlü ve orijinal bir konu, kesinlikle daha uzun olmayı hak ediyordu! Okurken tadı damağımda kaldı desem yeridir. Arda ve Elif'in o ruhsal bağını, 2125 yılının dünyasını ve o imkansızlığın sancılarını yüzlerce sayfa daha okumak isterdim. Olaylar biraz hızlı
Zamanın Ötesindeki AşkAbdurrahman Avcı · Ange Yayınları · 202543 okunma
ARAF! TARAF olamamaktan doğan kelime.. Bir harf nelere bedelmiş..
10/10
·212 syf.··
2026 25. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:49
Öncelikle merhaba sevgili okur ! Bu incelememi okumaya niyet ettiysen, küçük bir ricam var. Yüreğini yanına al ,aklınıda katıver yanına. Sadece gözlerinle "miş " gibi yapacaksan burada vakit kaybetme. Anlaştık mı ? Harikasın :) hadi başlayalım o halde... Kitabımız bir imkansız aşkın imkansızlığının sebepleri üzerine kurulmuş bir temada. Başladığınızda ilk birkaç sayfa yaz dizisi tadında. Ana karakter Ercana kızıyor, masum kıza sanki kendinizden bir parça gibi sahip çıkıyorsunuz :) Genel olarak durum bu.. Ama ben başından beri Ercana hiç kızamadım, onu anladım. Zaten bütün olayda onu anlamaktan geçiyordu. Asıl düğüm orasıydı.. Öyle hayatlar var ki, kırmayayım derken kendiniz paramparça oluyorsunuz... Öyle hayatlar var ki, gereğinden fazla evet dediğinizde kendinize kalan kocaman bir HAYIR oluyor. Öyle hayatlar var ki,bedenen size ait,kimlikte bir şahıssınız ama ruhunuz başkalarının elinde köle. Öyle hayatlar var ki ,adam olacağım ,doğru ,dürüst olacağım derken, adam olmanın kıyısından geçemeyene meze olan.. Öyle hayatlar var ki, sevmeyi sahip olmak zannederek bencillikle harmanlanmış Öyle hayatlar var ki, para güç ,makam ,mevki için satmadığı bir tek bedeni kalmış.. Oda muallakta. Öyle hayatlar var ki liman diye sığınıp en büyük darbeyi oradan almış Öyle hayatlar var ki son nefesinde gözü açık ,gönlü yarım kalmış..
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 31. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 23:54
“Sence de dünyanın başlangıçtaki saflığa,masumiyete,yalınlığa ihtiyacı yok mu?Bunca kargaşa içinde insan nasıl huzurlu olabilir ki?” 1577 yılında İstanbul semalarında görülen kuyruklu yıldızla başlayan o uğursuz atmosfer kitabın sonuna kadar peşinizi bırakmıyor resmen. Halk ikiye bölünmüş durumda; bir taraf bunu ilahî bir mesaj olarak görürken diğer taraf kıyametin habercisi olduğuna inanıyor. Tam bu karmaşanın ortasında ise Azdahak cemiyeti çıkıyor karşımıza. Yaptıkları ritüeller, halkı manipüle ediş şekilleri ve korkuyu kullanmaları gerçekten tüyler ürperticiydi. Kitabı okurken en sevdiğim şeylerden biri, olayların sadece tarihî bir zeminde ilerlememesi oldu. Bir yandan cinayetler, entrikalar, devlet oyunları ve gizli yapılanmalar varken diğer yandan o mistik hava sürekli hissediliyor. Özellikle İstanbul’un sokakları, saray çevresi ve dönemin atmosferi o kadar iyi aktarılmış ki bazı sahneleri gözümde film gibi canlandırdım Bir de İskender Pala’nın dili var tabii… Bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim. Osmanlı’nın kültürel yapısını, dönemin inanç karmaşasını ve insanların korkularını çok etkileyici işlemiş bence. Tarihle polisiyeyi ve mistik unsurları böyle harmanlaması farklı bir tarz yaratmış.İçinde barındırdığı aşk hikâyesi de kitabı daha akıcı bir hâle getirmiş.Ama kitabın genelinde hep bir huzursuzluk hissi var. Kime güvenileceğini bilemediğiniz, karanlığın yavaş yavaş büyüdüğü bir hikâye… Benim yine çok severek okuduğum,elimden bırakmak istemediğim bir İskender Pala kitabı oldu ,harikaydıOkumak için geç kalmayın..Hepinize bol kitap okumalı günler diliyorum. Peki sizin en sevdiğiniz İskender Pala kitabı hangisi?Yorumlarda buluşalım
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,596 okunma