Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine, okuduğum ve üzerinde uzun uzun düşündüğüm kitaplardan biri oldu. Özellikle “Yaşamın Kısalığı Üzerine” bölümü, hayatın aslında kısa değil; çoğu zaman bilinçsizce tüketildiği fikrini çok etkileyici bir şekilde ele alıyor. Seneca, insanların yıllarını gerçekten yaşayamadığını, zamanlarını ertelemelerle, gereksiz uğraşlarla ve başkalarının beklentileriyle harcadığını anlatırken insanı kendi hayatını sorgulamaya itiyor.
Kitap boyunca altını çizdiğim pek çok cümle oldu. Bazı satırlarda kendimi, bazı satırlarda ise çevremdeki insanları gördüm. Özellikle zamanın para ya da başka herhangi bir şeyden daha değerli olduğu düşüncesi, kitabın en güçlü mesajlarından biri. Çünkü kaybedilen birçok şeyi geri kazanmak mümkünken geçen zamanı geri getirmek mümkün değil.
Yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen günümüz insanına hâlâ hitap eden, sade ama derin bir eser. Hayatın koşuşturması içinde zamanın değerini unutmaya başladığınızı hissediyorsanız mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bana göre bu kitap, sadece bir felsefe metni değil; yaşamı daha bilinçli sürmek için okunabilecek önemli bir rehber niteliğinde. Özellikle “Yaşamın Kısalığı Üzerine” kısmında öğrenilecek ve üzerine düşünülecek çok şey var.
Seneca, felsefeyi sadece fildişi kulelerde tartışılan bir konu olmaktan çıkarıp hayatın tam merkezine, o "arenaya" indiren bir düşünürdür. Bu kitap, zorluklar karşısında eğilmemenin ve yaşamın getirdiği fırtınalarda dimdik durmanın yollarını anlatıyor.
İlber Hoca bu kitapta okurunu edilgen bir izleyici olmaktan çıkarıp, hayatının kontrolünü eline almaya davet ediyor. Kitabın kalbinde şu güçlü felsefe yatıyor: "Bir hedef bulacaksınız, o uğurda çalışacaksınız, hedefinizi gerçekleştirmek için bir yol arayacaksınız, yol yoksa da o yolu yapacaksınız."
Ortaylı, lüzumsuz geri dönüşleri başarısızlık ve tekrara düşmek olarak tanımlıyor. Hayattaki gayemizi "hedef bulmak, yol açmak ve aynı yoldan bir daha geri dönmemek" olarak özetliyor. Platon, Seneca, Cicero ve Farabi gibi bilgelerin düşüncelerini kendi yaşam tecrübesiyle harmanlayarak günümüz insanına pratik bir rehber sunuyor.
Bu kitap sadece üniversiteye hazırlanan veya kariyerinin başındaki gençler için değil; hayatının herhangi bir döneminde yönünü kaybetmiş, "Bundan sonra ne yapmalıyım?" diye soran veya potansiyelini tam olarak kullanamadığını hisseden her yaş grubundan okur için mükemmel bir yüzleşme fırsatı.
Günaydınnnn
Herkese merhabalar, güzel bir gün olmasını dileyerek #gabrielgarcíamárquez den #kırmızıpazartesi demek istiyorum.
Yazarımızı zaten tanıyoruz. Ben bugün birazcık Latin Edebiyatından bahsetmek istiyorum.
Latin edebiyatı ya da Roma edebiyatı , Antik Roma yazılı kültürünün oluşturduğu edebi birikimdir, denir. Eski Yunan edebiyatının devamlılığı niteliğinde olup Batı uygarlığının temsiliğini teşkil eder. Birçok şiir , tiyatro , tarih, felsefe gibi alanlarda insanlık tarihine çok büyük eserler kazandırmıştır. Eserimizi İspanyolca dan çeviri olan Can Yayınları'ndan İnci Kut Hanım'ın çevirisi üzerine okudum. Güzel bir çeviriyidi beni rahatsız eden tezat bir cümle yoktu. İkinci kez keyifle okuduğum bir eserdi.
Kurguya birebir değinmektense bazı önemli noktalara değinmeyi daha doğru buluyorum. Yazar bize eseri sunarken okura aynen şu izlenimi vermekte. Bu bir ölüm eseri ve kahraman ölecek! Zaten eserin ilk cümlesi kitabı tamamen anlatmakta. İlk cümle aynen şudur; "Santiago Nasar ,onu öldürecekleri gün, psikopozun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05.30'da kalkmıştı." der olay bir sabah başlar ve gün içinde devam eder. Eser'in kurgusu hayatın ta gerçeğidir. Eser içindeki durum ise o ülkede yaygın bir durumdur değer yargısını ve kişilerin hayatlarını irdeleyerek özenle ve o üstün kelime kurgusuyla bizlere sunar. Eserimiz içerisinde insanların sessizliğini toplumun işlediği bir cinayet olarak anlatmaktadır. Bireyden ziyade toplum yapısını irdeleyen, bozukluğu sunan aslında insanın her yerde aynı olduğunu belirten bir eser olmuş.
Marquez eserlerinin içerisinde ya bireyin toplumla çatışmasını anlatır ya da toplumun genelinde olan bozukluğu ifade eder Bu yüzden Marquez'in eserlerini çok seviyorum. Kelimelerinde ve kaleminde usta bir isim diyebilirim.
Latin
Seneca, insanların dış dünyadaki olaylardan ziyade, o olaylara yükledikleri anlamlar yüzünden acı çektiğini savunur. Gerçek huzur, dış koşulları değiştirmekte değil; zihni eğitebilmektedir.
"Tanrı niçin iyi insanların başına felaketler getirir?" gibi sorulara, Stoacı ölçülülükte iyi bir cevap vermiş olan Seneca'dan beğendiğim bir eserdir. Zira insan acı ile sınanır, bilenir ve güçlenir. Bana çok şey katan bu eseri okumanızı tavsiye ediyorum.