Filozoflar Kahvesi
Garson bir gün masadaki filozoflara sordu: ​"Söylesenize ey bilgeler! Hepinizin fincanına aynı cezveden, aynı kahveyi doldurduğum halde, neden her biriniz ondan bambaşka bir tat alıyorsunuz?" ​Sokrates gülümsedi: ​“Çünkü biz kahveyi olduğu gibi değil, olduğumuz hâlle tadarız. Kahve bize kendisini değil, içimizde sakladığımız günü anlatır. Ateş nasıl yaktığı şeyin özünü ortaya çıkarıyorsa, hayat da insanın içindekini ortaya çıkarır.” ​Seneca fincanını yavaşça masaya bıraktı: ​“İnsan bazen kahve içmez... Kendi yalnızlığını içer. Kimi acılığı sever, çünkü içinde zaten kırılmış bir taraf vardır.” ​Platon başını kaldırdı: ​“Belki de tat dediğiniz şey yalnızca bir yanılsamadır. İnsan çoğu zaman gerçeği değil, zihninin ona gösterdiğini yaşar.” ​Spinoza sakince ekledi: ​“İnsanları birbirinden ayıran şey hayatın kendisi değil, taşıdıkları iç dünyadır. Aynı olay birini iyileştirirken, diğerini parçalayabilir. Çünkü herkes aynı dünyada yaşar ama aynı ruhla yaşamaz.” ​Albert Camus uzaklara bakarak konuştu: ​“Bazı kahveler vardır... Bir daha hiçbir yerde tadını bulamazsınız. Tıpkı bazı insanlar gibi. Sonra ömrünüz boyunca bütün şehirlerde, bütün yüzlerde, o eksik kalan hissin izini ararsınız.”
Duygu ve Düşünce
Herkes bir mutluluk peşinde ama kimse bulmuşa benzemiyor. Yine de mutlu olma yollarını anlatıyorlar.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Düşünme Nedir?
İnsan, yalnızca yaşayan bir varlık değil, aynı zamanda yaşadığını fark eden bir varlıktır. Onu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri de genel olarak olup bitenleri anlamlandırma, sorgulama ve yorumlama yeteneğidir. İnsan, dünyanın gözünü açtığı andan itibaren duyar, duyar, hisseder. Fakat bütün bunların ötesinde düşünürler. Düşünmek, insanın kendisiyle, ortamıyla ve varlıklarla kurduğu en derin ilişkinin adıdır. Yaşamın içinde çoğu zaman düşünmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark etmeyiz. Oysa bir sabah verilen küçük bir karardan, bir toplumun bireylerine büyük tercihlere kadar her şey düşünme faaliyetinin ürünüdür. İnsanın bazen geçmişini okuyabildiğini, bazen bugününü değerlendirdiğini, bazen de sürdürmesini inşa etmek için düşünür. Bu alanı düşünme, yalnızca zihinsel bir faaliyet değil; insanın varoluşunu anlamlandırma çabasıdır. Düşünün, en genel anlamıyla bireylerin karşılaştığı olaylar, koşullar ve değerlendirmeler, bunlar arasında yazılımların kurulması ve yaşanması sürecidir. Ancak düşünmeden bundan çok daha fazlasını ifade eder. Düşünmek; bilgiyi sorgulamak, karşılaştırma yapmak, analiz etmek, yorumlamak ve bazen de şüpheyi sağlamaktır. İnsanın zihni, karşılaştığı olay olduğu gibi kabul etmez; onu anlamlandırmaya çalışır. İşte düşünmenin özü de burada ortaya çıkar. Felsefe tarihi boyunca düşünme, insanın en temel yetisi olarak ortaya çıkmıştır. Aristoteles, insanın “düşünen varlığı” olarak kayıtlıken aslında insanın aklının varlığının gücünü vurgulamaktadır. Yüzyıllar sonra Seneca'nın “Düşünmek, yaşamaktır.” sözü de aynı hakikatin farklı bir ifadesi olarak ortaya çıktı. Çünkü düşünmenin olmadığı yerde yalnızca biyolojik bir varoluş vardır; anlamlı bir hayat ise ancak düşünceyle mümkün olur. İnsan düşüncesinin iki temel yolunda
Duygu ve Düşünce
"Ömür bir masal gibidir; ne kadar uzun olduğu değil, ne kadar güzel yaşandığı önemlidir."
"İnsan söz konusu olduğunda gözlerime inanmıyorum, kendisi sayesinde doğruyu yanlıştan ayırt edebildiğim daha iyi ve daha keskin bir ışığım var. Ruh için neyin iyi olduğunu ruhun kendisi bulsun." Mutlu Yaşam Üzerine Seneca
Ömür bir masal gibidir ne kadar uzun olduğu değil ne kadar güzel yaşandığı önemlidir.
Reklam
Reklam