Mutlu insan, kendi olabilme cesaretini gösterendir. Yaşama katılandır. Sahnenin kenarında durup "Acaba şimdi neler olacak?" diye hayatı izleyen kişi olmayı reddedendir. O hayatının mimarı olmayı seçendir. En azından buna talip olandır. Tentenin altına sığınmamıştır. Yağmurun ortasındadır. Islanmayı, kurumayı, üşümeyi, terlemeyi göze alandır. Kimseye benzemek gayreti içinde değildir, dayatılanı gerçekliği kılmaya çalışmıyordur, "Hayatımda artık bir şeyler olsun da ben de mutlu olayım" demiyordur. O zaten bir şeyler yapıyordur. "Biri beni sevse de benim de mutlu bir ilişkim olsa" beklentisinin esamisi bile okunmaz. Zaten mutlu insan beklenti içinde olamaz, o inşa edendir çünkü.