Harîrî, Seneka okumuş mudur bilmem ama Makamat'ının ikinci hikayesini bitirirken "Ignis aurum probat, miseria fortes viros"un Arapçasını vermiş olabilir. İnsan soyunun il, dil ve çağ farklarına karşın hikmette ve yaşam bilgilerinde belirgin bir biçimde ortaklaştığına dair bir misal denebilir belki. Gerçi Seneka ömrü boyunca Akdeniz'de dolanmış. Kordoba, Roma, İskenderiye, Korsika... Bağdat (Abbasiler ile parlayan şehir değil, Yeni Babil döneminden bugüne kentlerin kurulup yıkıldığı coğrafya) ve Akdeniz arasındaki münasebetler kadim. Bu yüzden Romalı filozofun aktardığı aforizmi Harîrî'de bulmak pek şaşırtıcı olmayabilir. Sabri Sevsevil çevirisi (Milli Eğitim Şark Klasikleri baskısı, 1986, s. 34): "Beni ihtiyarlatan, hâdiselerdir. Hayat, insanları bir kararda bırakmaz, halden hale sokar. Bir şahsa bir gün gülerse, ertesi gün muhakkak onu ağlatır. Onun bir şimşek gibi parlamasına aldanma, çünkü o yağmursuz bir buluttur. Eğer sana bütün düşmanlığı ile, binbir belâsı ile de saldırırsa sen yine sabret; ateş üzerinde kalıptan kalıba girmesinden altına ne zarar gelir?"
Engel yoldur. Epiktetos köleydi. Zincirleri bileklerine geçmişti. Ama onun asıl zinciri içinde kırmaya çalıştığı umutsuzluktu ve o zinciri kırdığında özgürleşti. Çünkü o zincir onun felsefesine dönüştü. Marcus Aurelius salgınlarla, isyanlarla, ihanetle boğuştu. Ama bu felaketler onun yazılarını besledi. Çünkü her engel onun düşüncesine bir katman daha ekledi. Seneka sürgün edildi. En sevdiği şehirden, insanlardan, hayattan uzaklaştırıldı. Ama o sürgün onun en güçlü mektuplarını doğurdu. Zorluklar sadece direnç değil yön de verir ve size şunu hatırlatır. En güçlü ağaçlar rüzgarın en sert estiği vadilerde yetişir. Bu söz süslü bir metafor değildir. Gerçek bir yaşam ilkesidir.
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şu an dur ve arkana bak. Çocukluğun nerede? İlk gençlik yılların, geçen yılki dertlerin, dün harcadığın saatler hepsi nerede? Hepsi ölümün elinde. Seneka'ya göre yaşadığımız her an, her saat, her gün aslında ölünen zamandır. Yani ölüm bir son değil, sürekli devam eden bir süreçtir ve geçmişteki her saniyen artık senin değil, ölümün mülkiyetindedir.
Felsefe
Ölüm korkusu aslında yaşanmamış bir hayatın korkusudur. Seneka bu durumu yüzyıllar önce ''Hayat kısa değildir. Biz onu hoyratça harcayarak kısaltırız." diyerek özetlemiştir. Sürekli olarak gelecekte bir gün yaşamaya başlayacağını hayal edersin. Şu işler bitsin, hafta sonu gelsin diyerek varoluşunu sürekli bir bekleme odasında tutarsın. Oysa ölüm takvime bakmaz ve planlarının tamamlanmasını beklemez.
Felsefe-Düşünce
Seneka:
"Hər kəs xoşbəxtliyi üçün bir bədəl ödəyir. Bəziləri özlərini, bəziləri isə sevdiklərini."
"Allahümme erinâ hakâikel eşyâ kemâ hiye" * "Çocukların başına gelenin, olsa olsa azıcık daha büyük olan biz koca çocukların da başına geldiğini göreceksin: Sevdikleri, her gün arkadaşlık ettikleri, birlikte oynadıkları biri, bir maskeyle ortaya çıktığı zaman çocukların korkudan ödleri kopar. Yalnız insanların değil, şeylerin de maskesini çıkarmalıyız, her nesneye kendi yüzünü geri vermeliyiz." Seneka'dan Lusiyus'a mektuplar (epistulae morales ad lucilium), 24. mektup, 13. bap, Münevver Özgen çevirisi.