Halit Ziya, Aşk-ı Memnu'da anlattığı olayın tama mıyla hayal ürünü olduğunu belirtir.
Yalnız kahramanlarını yaratırken gözlemlerinden yararlanmıştır. Romanın yazıldığı sıralarda İstanbul'un çeşitli semtlerinde, özellikle Boğaziçi'nde Melih Bey takımını andıran aileler bulunduğuna değinir.
Başlıca kişilerden Behlül'ün de, tanıdığı birkaç gençten toplanmış bir genç olduğunu söyler.
Kendisi de gözlemlerine dayanarak yapaylıktan uzak, yaşayan kişiler yarattığının ayırdındadır.
Kişilerden her birinin özel ve kişisel bir hayat yaşarmasını romanın başlıca özelliği sayar.
Öte yandan bunlar tarihimizde bir dönüm noktası olan Batı'ya açılışın insanlarıdır, ama ne kadar Chopin çalsalar, Alexandre Dumas okusalar, redingot giyseler ve XV. Louis mobilyalarıyla evlerini döşeseler de düşünce ve duyarlılıkla rıyla bizim insanımızdır.
Artistik nesir sanatçısı olarak tanınan Halit Ziya'nın
okur için çaba gerektiren zor ama zarif, kendine özgü bir
üslubu vardır. Kimi zaman ikizli, üçüzlü tamlamalarla ifade edilen eğretilemeler, anlatımı anlaşılmaz kılabilecek noktaya varabilir. Öte yandan Halit Ziya "kelimelerin seslerinden istifade ederek bir iç musiki yaratmak, adeta müzikal birnesir vücuda getirmek ister". Kuşkusuz zamanın süse gösterişe önem veren üslup arayışını benimsemesinin bunda payı vardır.
Ali Faruk Ersöz