Kübra

Kübra
Tecessüs, Hakikat ve Fikir Adamı
Puan vermedi·339 syf.·
2025 9. kitabı
Seviyemi aştığına inandığım, güçlü bir türkçeyle baş başa kalıp idrak etmekte zorlandığım çokça pasaj olsa da genel olarak ''şuan'' alabileceğim kadarını aldığıma inanmaktayım. O'nu bana çeken en önemli kavram belki de tecessüs'tü. Tükenmek bilmeyen bu bilme arzusunun yolumu şaşırtmasına izin verdiğim bir dönemde bu çarpıcı eseri okumak güzel bir tefavuk benim için. Bir yol işareti, işaretler silsilesi belki. Okumak, öğrenmek, aydınlanmak ve aydınlatmak üzerine aldığım işaretler üzerinde tefekkür etmek zihnimde yeni pencereler açtı. Tecessüs diyoruz ama bunun üzerine Meriç şunları ifade eder; ''Ben putperest değilim, kitaba tapmıyorum; içindeki ses, içindeki ışık, içindeki sevgi, içindeki ruh, içindeki çile, içindeki göz yaşı, içindeki tecrübe, içindeki Tanrı çekiyor beni.'' (Jurnal, 12.9.1963) Oysa ben susuzluğumu kana kana giderme umuduyla kitap sayfalarından hakikatler toplama peşindeydim. Bunu idrak etmemi sağlayan dizeler ise; Proust devam ediyor: ''Okuma zihni hayatı uyandırmalı, yerini almamalı onun. Başkalarının hazırladığı bir bal değil hakikat, onu kitap sayfalarından toplayamayız, kafamızın ve gönlümüzün iç hamleleri ile fethedebiliriz ancak.'' Fütursuzca, düzensiz ve dağınık okuduğumuz, tahlil etmediğimiz her kitap tembelliğimizin bariz bir görünümü. Sigara tiryakisi gibi birini bitirip diğerine geçme telaşesi. Bu ancak zekanın işleyişine zeval getirebilecek bir haslet olabilir. İnsan ağır ağır okumalı, öncekilerle tahlil etmeli ve tek gerçeğin o an okudukları olduğu inancını bırakıp kafasını her an çalıştırdığı bir mesai gerçekleştirmeli. Hakikate yaptığı vurgu ise kendi yaşam yolculuğunda tecessüsün getirebileceği duraklardan biri. ''Her filozof hakikati kendine göre ele alır.'' der. O halde bizim de eriştiğimiz şey filozofun bulduğunu
Alıntı
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·139 syf.·
2025 3. kitabı
2022 yılındaki "Ruh Sağlığı Buluşmaları"nın katılımcılarının sorularıyla şekillenen bu kitap, 4 buluşmadan oluşmaktadır. 1.buluşma; teorik ve pratik meseleler 2.buluşma; psikoterapide pratik konular 3.buluşma; yöntem tartışmaları ve 4.buluşma; genel bir bakış ve ek sorulardan oluşmaktadır. Peki bu buluşmalar hangi dertlenmelerin ve sancıların ürünü? Allah azze ve cellenin kulunu yaratıp onunla ilgili en ufak ayrıntıdan bihaber olması mümkün müdür? Derdine deva arayan aciz kullara O'ndan bağımsız bir yaşam deneyimi sunmak akıl ve vicdan gereği midir? Mevcut terapötik müdahalelerde kullandığımız yöntemler bizi nereye vardırıyor? Cinsellik gibi hayatın içinden bir meseleyi konuşabileceğimizi söyleyenler, dini meseleleri konuşamayacağımızı hangi sebeplere dayanarak belirlediler, kimler belirledi? Din bir yaşam biçimi olgusu olarak neden bu kadar sistemin dışına itiliyor? Kullanılan kavramlar bağlamında bakacak olursak bu soruların da üzerinde düşünmek çok kıymetli olacaktır; İmtihan mı, travma mı? Dürtüsellik mi, sabırsızlık mı? Duygusal tepki mi egosantrik şekilde nefse uyma mı? Murakabe eksikliği mi yoksa farkında olmama mı? Zihin okuma mı suizan mı? Kaygı mı tevekkül eksikliği mi? Ruminasyon mu yoksa yeis mi? Kitap bu gibi gibi çeşitli soruları sorup düşünmeye sevk etmekle kalmayıp kendi inanç ve değerlerimize sıkı sıkıya tutunup yeni başlangıçlar yapılabileceğine dair ümit de vadediyor. Taha Burak Toprak birçoğumuzun alanda sormaya çekindiği soruları mümince bir duruşla sormayı başlatmış bir isim. Kur'an'ı ve Sünneti referans alarak mevcut durumu müslüman bakış açısıyla eleştirmekte ve bu bakış açısını zedeleyecek kavramları tartışma konusu yaparak bizim için de düşünmeye değer meseleler olduğunu göstermektedir.
Din
Psikoterapi ve ÖtesiTaha Burak Toprak · Muhit Kitap · 202422 okunma
9/10
·310 syf.·
2025 2. kitabı
Lisans eğitimimin başında İslam ve psikoloji kavramlarına dair hiçbir fikrim olmasa da İslami ilimlere yönelmemle birlikte öğrendiklerimizin yetersizliği ve oluşturduğu tamamlanmamışlık hissiyatı beni de psikolojinin islamileştirilmesi konusunda düşündürdü. Bunu yıllar öncesinde keşfeden nice müslüman psikologlar olması ve sonrasında somut veriler ışığında yeni modeller sunulması Taha Bey'in de dediği gibi biz ilgililere hayret ve iştiyak uyandırmış oldu. Kitap "İslam ve Psikoloji" ve "İslam ve Psikoterapi" şeklinde 2 kısma ayrılmakta ve Taha Burak Toprak da dahil 9 yazarın psikoloji, psikoterapi üzerine yazılarından oluşmaktadır. Yazarların kendi alanlarıyla bağlantı kurarak yazdığı yazılar kâh ümidimi arttırdı kâh işimiz ne kadar zor, vaz mı geçsem diye düşündürdü.. Heyecanımın yer yer artıp azalmasına şahit olurken son olarak Hooman Keshavarzi'nin umut ve gayret dolu çabalarıyla zihnimdeki karmaşaya da cevap verebilmiş oldum. İslam'ı psikolojiye entegre etmek -bunu nasıl ifade edersek edelim- zor ve mevcut oturmuş sistemle yapmak zorunda olduğunuz bir şey. Böyle bir mesele hakkında geniş bir ekip çalışması ile kıymetli çalışmalar ortaya çıkabilir, öncü olmak işte burada devreye giriyor. Çok az insanın uğrunda çaba sarf edebileceği bir şeyi müslümanların hizmetine sunmak elbette çok değerli. Her birimizin bu alanda yapacağı çalışma bir binanın temelini oluşturup üzerine yeni katlar inşa edebilmeyi sağlayacaktır. Tam şuanda yapmamız gereken ise o temeli sağlam ve bilimsel yöntemlere uygun şekilde yapabilmek. Kitap İslami düşünce bağlamında psikolojiyi çeşitli alanlarda uzmanlarla etraflıca inceleyip eleştiri, öneri ve sınırlılıklar sunarak bir yol çizmiş oldu. Bize ise bu hedef bağlamında yalnız olmadığımızı dünyanın çeşitli yerlerinde bu hedef uğruna çalışan
İslam Düşüncesinde Psikoloji ve PsikoterapiKolektif · Muhit Kitap · 2021107 okunma
"kitaplar seçer okurunu"
Puan vermedi·236 syf.·
2025 1. kitabı
Merdan'ın deyimiyle "kitap insanı, insan kitabını arıyor". Kitabı her ne sebeple keşfetmiş olsam da bana zamanında ulaşmış olması, hitap edebilmesine yardımcı oldu. Kitabın muhatabı konumunda olmak dilimde oyalanıp duran bazı gerçeklerin boğazımdan aşağı inmesini de sağlamış oldu. İnsan ilişkilerine dair yaptığı incelikli yorumlar ve zarafet dolu cümleler ile çok yerde beni mest eden ifadelere rastladım. Bazen bir çiçek gibi benim de açacağım zamanın mümkünlüğünü hissettim. Çiçeklerin açma zamanının türlerine göre değişmesi, insanda koşullarına ve olgunluğuna göre değişmesine benzer nitelikte. Bu yüzden hiçbir şey için geç ya da erken değil. "Daha önce duymadığımız bir ifade 'içine açmak'. Kabına sığmayıp taşan o şeyi içine sığdırmanın suskunluğu, içe açan tomurcuk. Bazı insanlar içine açar. İçine de açamazsa sinesinde ukde çiçeği patlar." Zeynep Merdan, insanda gördüğü değeri er ya da geç kendisinin de fark edeceğini bir yandan bu şekilde ifade eder. Bazıları içe vurur, bazıları dışa. Bu iki durumun arasındaki hâl ise içini açmak, içine açmak... Açamazsa insan sinede yumrusu kalır. Hayattaki tüm zorluklara ve koşullara rağmen iki yoldan birini tercih ederiz; ya açmanın güzelliğine inanıp acıdan güçlenerek çıkarız ya da acının altında ezilip değersizliğe mahkum ederiz kendimizi, özümüzü. İnce bakış, keşif ve içe açış için tavsiye edilir, okuyunuz.
Alıntı
İçine Açan İnsanZeynep Merdan · Muhit Kitap · 2024182 okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2024 4. kitabı
Kitap, Drogo'nun oldukça eski ve pek de etkileyici olmayan Bastiani Kalesi'ne tayininden sonra yaşadığı süreci anlatır. Drogo'nun kalede bulunmak istememesiyle başlayan süreç Drogo'nun beklentileriyle uzun yıllar süren bir görev azmine dönüşecektir. Hakkında pek bilgi sahibi olmadıkları Tatar Çölünden gelecek düşman ordusu onları orada tutacak en güçlü sebeptir. Oysa kalede bulunanlar asıl gerçeği birbirlerine itiraf edemeden yıllarca orada beklemekteler. Bu bekleyiş öyle gelişigüzel bir bekleyiş ki o sırada Drogo, yaşamın tüm güzel yanlarını, evlenip aile kurmayı tabiri caizse kaçırmıştır. Drogo, kaledeki subaylar gibi bu bekleyişin anlamsız olduğunu itiraf edemeyenlerdendi. En ufak umut kırıntısında orada var olmasına yüklediği anlam kuvvetli bir şekilde gün yüzüne çıkıyordu. Ardı arkası kesilmeyen kıpırtısız nöbetler, görev değişimleri bir türlü gelmeyen tek bir amaca hizmet ediyordu. Oysa onlar beklerken günler, aylar ve yıllar acımasızca geçiyordu. Evlerde, şehirlerde insanlar yaşamın tatlı tınısına kulak vermişken Drogo, mazgal deliği gibi bir pencereden kuzeydeki ovaya bakıyordu. Bütün bunların sebebi kibirinden girdiği bir iddiaydı. Oysa şimdi Drogo'yu kendisinden başka düşünecek ve sevecek kimse yoktu. İşte öyle bir anda dünyada yapayalnız olduğunu anladı.
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma