'İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.' Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur."
Ayvalıklı, Egeli, oralı buralı olmak değildi mesele...Döndüğümüz toprak biZim olduğu için değil, biz o toprağın bir parçası olduğumuz içindi bu bitmeyen aidiyet hissi...bu yüzden hep köküne, hep özüne dönmek ister insan. O yüzden hep toprağını arar.
Tanrı’ya gönülden inananlar ilkelerinin ayrıntılarına girmezlerdi genellikle, onu tüm gerçek olarak benimser, gerçek dedikleri çerçevenin içini kendi kişisel inançları, kendi kişisel saplantıları, kendi kişisel duygu ve düşünceleriyle doldururlardı...