Şenül Korkusuz

sözün gücü
MÖ 5. yüzyılda tanınmış sofistlerden Gorgias şöyle diyordu: "Söz, çok güçlü bir hükümdardır; küçücük ve tümüyle görünmez bir vücuda sahip olmasına rağmen en tanrısal işleri başarır: Korkuyu yok eder, acıyı yok eder, neşelendirir, şefkat duygularını güçlendirir." Yunanların bu fikirleri bana göre İncil'in en güzel cümlelerinden birinde yankılanır: "Yeter ki bir söz söyle, iyileşmeme yeter."
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ATİFON PSİKANALİZ VE TERAPİYİ İLK BULAN KİŞİ
On hatipten bir diğeri olan Antifon, psikanalizin ve konuşma terapilerinin öncüsü sayılabilir. Mesleğinde edindiği deneyimler Ona bir söylev yeterince etkileyiciyse insanların ruh halini değiştirebileceğini, onları duygulandırabileceğini, mutlu edebileceğini heyecanlandırabileceğini, sakinleştirebileceğini öğretmişti. Bunun üzerine yenilikçi bir fikir ortaya attı: Istırap ve üzüntü duygularıyla başa çıkmak için hastalara uygulanan tıbbi tedaviyle kıyaslanabilecek bir terapi yöntemi icat etti. Korinthos kentinde bir dükkân açtı ve bir tabela asarak "Üzgün kişileri duruma uygun söylevler çekerek avutabileceğini" duyurdu. Bir müşteri çıkageldiğinde onu etkileyen talihsiz durumu anlayana kadar anlattıklarını tüm dikkatini vererek dinliyordu. Ardından avutucu söylevler çekerek "ruhunu üzüntüden arındırıyordu." Istırabı iyileştirmek için ikna edici konuşma yöntemini bir ilaç gibi kullanıyordu ve antik dönem yazarlarının söylediğine göre yatıştırıcı akıl yürütmeleriyle ünlü olmuştu. Ondan sonraki bazı filozoflar da "isyankârlığa yol açan üzüntüleri akıl yürütme yoluyla giderdiklerini" ileri sürdüler ancak kelimelerle tedavinin bir meslek olabileceğini ilk sezen kişi Antifon'du. Deneyimleri ona acı çeken kişiyi bunun nedenleri hakkında konuşturmanın işe yaradığını öğretmişti çünkü insan bazen acısını tarif edecek kelimeleri ararken rahatlıyordu. Uzun asırlar sonra, Freud'un bir öğrencisi olan ve ardından Auschwitz ve Daschau toplama kamplarından sağ kurtulan Viktor Frankl, kendi döneminde Avrupa'da yaşanan barbarlığın neden olduğu travmaların üstesinden gelmek için benzer bir yöntem geliştirecekti.
Sayfa 230 - Bilgi·Kitabı okudu
Alıntı
ARİSTOFANES VE CHARLİE CHAPLİN'İN KAHKAHA İLE İSYANI
Aristofanes, Charlie Chaplin gibi isyankâr ve otoriteye meydan okuyan bir mizah anlayışına sahiptir. Aslında bu ikisinin mizah anlayışları açısından aynı ailenin üyesi olduklarını, Şarlo yumuşak huylu bir kuzenken Aristofanes'in alaycı büyükbaba olduğunu düşünmüşümdür hep. Her ikisi de sıradan, ezilmeleri kolay insanlarla ilgilenmişlerdir; kahramanları hiçbir zaman aristokrat olmamıştır Şarlo duruma göre bir serseri, bir hapishane kaçkını, bir göçmen, bir alkolik, bir işsiz veya açlıktan nefesi kokan bir altın arayıcısıdır. Aristofanes'in komedyalarındaki gerek erkek gerek kadın kahramanlar mala, mülke ve asalete sahip olmayan, borç yükü altında ezilen, vergi ödememek için türlü hilelere başvuran, savaşlardan bıkmış usanmış olan, sekse ve eğlenceye düşkün, dobra dobra konuşan, belki aç geziyor olmasa da her zaman iyi bir yemeğin hayalini kuran kişilerdir. Şarlo yetimlere ve bekâr annelere sempatiyle yaklaşır, diğer dilencilere âşık olur ve fırsatını buldu mu polislerin kıçına tekmeyi basar. Zenginleri, büyük iş insanlarını, göçmenlik dairesi yetkililerini, Birinci Dünya Savaşı'na katılmış çalımlı subayları ve bizzat Hitler'i alaya alacak kadar cüretkârdır. Aristofanes"ın aynı türe ait olan kahramanları ise seks grevi yaparak savaşları durdurmaya çalışır, toplum yararına yasalar çıkarmak için Atina Mecliseni ele geçirir, Sokrates'le dalga geçer veya mirasını daha eşit dağıtsın diye miyop gözlerini iyileştirmeyi önerir. Tüm eserleri bir dizi çılgınca maceranın ve dalaverenin ardından kalabalık ve neşeli bir şölene döner. Andrâs Barba'nın sözleriyle, idealist sorulara materyalist cevaplar veriyordu: "Aristofanes tiyatronun büyüsü aracılığıyla bizlere yeni bir yol açtı: Kahkaha aracılığıyla barışa, kahkaha aracılığıyla özgürlüğe, kahkaha aracılığıyla siyasal eyleme uzanan
Sayfa 217 - Bilgi·Kitabı okudu
Alıntı
ÖĞRENCİLERİNİ SEVMEK
Yıllar sonra, bir sınıfın o baş döndürücü atmosferiyle bizzat yüzleşmem gerektiğinde, sevdiğiniz şeyleri öğrencilerinizle paylaşıp onlara ruhunuzu açmak, bir grup yeniyetmeye dudak bükebileceklerini veya yüzlerinde boş bir ifadeyle ve meydan okur bir kayıtsızlıkla size bakabileceklerini bilerek risk alıp sizi gerçekten heyecanlandıran şeyleri, size ait düşünceleri, sizi etkileyen dizeleri sunmak için öğrencileri sevmeniz gerektiğini anladım.
Alıntı
Aspasia,Antik Yunan'ın ilk feministlerinden biri
Antikçağdan kalan belgelerde varlığına rastlanmayan Aspasia, dönemin en büyük gizemlerden biridir. Yaptıkları, fikirleri ve söyledikleri başkalarının filtresinden geçerek bizlere ulaşmıştır. Bize hayatını yazmaya ve öğretmeye adadığı söylenir; bunların yanı sıra, güçlü bir hatip olarak, tarihte bilinen ilk kadın hakları hareketini desteklediğine inanmak geçiyor içimden. Onun sayesinde Atina'daki ve diğer kentlerdeki kadınların büyük felsefe okullarının eşiğinden içeri adım atmaya cesaret ettiğine inanmak istiyorum. Platon'un Akademisinde en az iki kız öğrenci vardı: Mantineall Lasthenia ve Filioslu Aksiothea. İkincisinin erkek gibi giyindiği söylenir. Leontia isimli bir hetaira, Bahçe'deki" filozoflardan biri ve Epikür'ün sevgilisiydi. Tanrılar üzerine yazdığı kitapta -günümüze ulaşmamıştır—
Alıntı