Aristofanes, Charlie Chaplin gibi isyankâr ve otoriteye meydan okuyan bir mizah anlayışına sahiptir. Aslında bu ikisinin mizah anlayışları açısından aynı ailenin üyesi olduklarını, Şarlo yumuşak huylu bir kuzenken Aristofanes'in alaycı büyükbaba olduğunu düşünmüşümdür hep. Her ikisi de sıradan, ezilmeleri kolay insanlarla ilgilenmişlerdir; kahramanları hiçbir zaman aristokrat olmamıştır Şarlo duruma göre bir serseri, bir hapishane kaçkını, bir göçmen, bir alkolik, bir işsiz veya açlıktan nefesi kokan bir altın arayıcısıdır. Aristofanes'in komedyalarındaki gerek erkek gerek kadın kahramanlar mala, mülke ve asalete sahip olmayan, borç yükü altında ezilen, vergi ödememek için türlü hilelere başvuran, savaşlardan bıkmış usanmış olan, sekse ve eğlenceye düşkün, dobra dobra konuşan, belki aç geziyor olmasa da her zaman iyi bir yemeğin hayalini kuran kişilerdir. Şarlo yetimlere ve bekâr annelere sempatiyle yaklaşır, diğer dilencilere âşık olur ve fırsatını buldu mu polislerin kıçına tekmeyi basar. Zenginleri, büyük iş insanlarını, göçmenlik dairesi yetkililerini, Birinci Dünya Savaşı'na katılmış çalımlı subayları ve bizzat Hitler'i alaya alacak kadar cüretkârdır. Aristofanes"ın aynı türe ait olan kahramanları ise seks grevi yaparak savaşları durdurmaya çalışır, toplum yararına yasalar çıkarmak için Atina Mecliseni ele geçirir, Sokrates'le dalga geçer veya mirasını daha eşit dağıtsın diye miyop gözlerini iyileştirmeyi önerir. Tüm eserleri bir dizi çılgınca maceranın ve dalaverenin ardından kalabalık ve neşeli bir şölene döner.
Andrâs Barba'nın sözleriyle, idealist sorulara materyalist cevaplar veriyordu: "Aristofanes tiyatronun büyüsü aracılığıyla bizlere yeni bir yol açtı: Kahkaha aracılığıyla barışa, kahkaha aracılığıyla özgürlüğe, kahkaha aracılığıyla siyasal eyleme uzanan