Şenül Korkusuz

YALAN NE KADAR TEKRARLANILIRSA O KADAR İNANILIR
Azize Lucia önümde ölü yatıyor. Kilisedeki yazıya göre öldürüldüğü tarih 13 Aralık 304. Nereden biliyoruz? İnançlar sorgulanmayınca yalanlarını kutsar, yalancılara taparız. Asur Kralı II. Sargon: "Rahiplerin ne kadar çok yalan söylediğini herkes bilir. Onların ağzından çıkanlarla benim bağırsaklarımdan çıkanlar arasında pek fark yoktur.” Lucia'nın tarihte ilk kaydı, ölümünden üç asır sonra, 6. yüzyıldaymış. Boston'da hâkim arkadaşım, "İyi yalanı ayrıntılar inanılır kılar. Tarihte hayal mahsulü insanların doğum tarihi mutlaka bellidir.”demişti. Orwell 1984'te, "Yalan ne kadar tekrarlanırsa o kadar inanılır," der. İnançlarımız da çocukluğumuzda bize belletilen efsanelerle yandan çarklı. Dinleri sorgulandığında satıcılarının cevaplan tektir, "Tanrı bilinmez, inanılır."
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tarihin ilk kadın ressamlardan Artemisia Gentileschi'nin "Holofernes'in Kafasını Kesen Yudit" tablosuna yöneldim. Yüzü kararlı, cezbedici genç kız, saçlarından yakaladığı Holofernes'in kafasını yatakta yastığa bastırırken diğer elindeki bıçakla boğazını kesiyor. Resme yaklaşmamla, bekçinin eli omuzumda. Başkaları da bu çekici kadının cezbesinde resme yanaştığından bekçi mevzilenmiş. Resmin hikâyesi, kilise sanatında vahşetin sıradanlığı. Holofemes'in ordusu Yahudi topraklarını işgal edince Tevrat kahramanı Yudit, dişiliğini kuşanır, adamı baştan çıkarıp yatakta öldürür. Bekçi bana temkinle bakıyor. Hangi resme gitsem peşimden gelecek. Yudit'in dik meme uçlarıyla değil, Artemisia'yla ilgilendiğimi söylesem belki tavrı değişir diye ressamın kim olduğunu bilip bilmediğini sordum. Cep telefonundan Artemisia'nın hayatına baktık Tarihinin en meşhur kadın ressamı. On yedi yaşındayken resim dersleri aldığı babasının arkadaşı Artemisia'nın ırzına geçmiş, evleneceğiz, diye oyalamış. Artemisia dava açıp kadın direnişinin tarihinde çığır açmış. Mahkeme, yalan söylemediğinden emin olmak için ırzına geçilişini defalarca anlattırmış, davadan vazgeçsin diye işkenceden geçirmiş, herkesin önünde bekâret kontrolü yaptırmış. Davayı kazanan Artemisia, Londra'da National Museum'un daimi koleksiyonunda resmi olan yirmi bir kadın ressamdan biri. Koleksiyondaki erkek ressamların sayısı iki bin üç yüz.
Sayfa 98·Kitabı okuyor
Alıntı
Homo Sapiens'e öğütlerim
Homo Sapiens'e öğütlerim Psikiyatrist deli tedavisi görmeli Hapiste yatmalı hakimle savcı Balıkçı balık, Avcı av olmalı. Dörtnala Dünyayı koşturanlar Kaybetmesinler gölgelerini. Bayrak yarışında Uzaya gitmeden astronotlar Amazon Ormanlan'nı sahiplenmeli Evlatlarını kalıplarına koymasın Annenlerle babalar. Ahtapotlan tanır mısınız? Kitapsızdırlar. Onlardan öğrenmeli, Merakımı hırsımdan arıtıp Oyunuma kanmadan yaşamayı.
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Alıntı
GÜNÜMÜZ SANATI
Fast food, fast seks derken fast edebiyat. Sayfalar tuvalet kâğıdı rulosu hızında dönecek. Yazar, striptiz yaparcasına cümlesi bitmeden bir sonraki cümleyi merak ettirecek. Duygularımızı sömürüyor, korkup yapamadıklarımız üzerinden bizi gıdıklayarak para kazanıyor, kelimelerinin tutsağı kılarak hayal gücümüzü kısırlaştırıyor, inandırıcı olabildiklerinde bizi saplantılarının müptelası ediyorlar. Kahramanlarının dünyasına hapsedilmeye alıştık. Çağdaş yazar birey saplantılı. Onu okurken sayfalardan silkinip, "Yahu kahramanı âşıkken dünyasında neler oluyordu?" diye somak aklımızdan geçmiyor. Romanların bildik gidişiyse yaşam karşıtı. Doğayı seyretmenin, denizi dinlemenin başı sonu olmaması merakımızı engellemez. iş romana gelince neden ille başı sonu olacak, bir yerden bir yere gidecek, sürükleyici olsun diye kitabın yazan bize oyun oynayacak? Bildik kalıplara hapsedilmeden, yaşam gibi sanatın da akışı olamaz mı? Bir gün roman yazacak olursam şimdi ne olacak duygusu vermesin. Her noktasında bizi durdursun, başka bir yere gitmek istemeyecek kadar lezzet versin, ilgimizi çeksin. O an içine girdiğimiz kartpostalı yaşayalım. Oysa günümüzün romanı başı, sonu, ortası olan formülle yazılıyor. Buluta bakarken ne başını düşünüyorum ne sonunu. Zamansızlığında kayboluyorum. Bulut başka bir şekle dönüşüyor, onun keyfini yaşıyorum. Ne olacak, diye sormuyorum. Bazen usulca, bazen aniden değişen hava gibi, roman da yaşam akışkanlığında olsun istiyorum. Edebiyatı, müziği o kadar formülleştirdik ki, yazar da bizle oyun oynuyor. Sanattan beklediğim, sanatçıyı kendisinden kurtarması.
Sayfa 42 - Evetest·Kitabı okuyor
Alıntı
Antik Yunan ressamlarının hikâyesi
Şu kesin: Bir şey ne kadar gerçek görünüyorsa o kadar gerçekten uzak, ne kadar gerçekten uzak görünüyorsa o kadar gerçek. Boş felsefe yapmıyorum. Antik Yunan ressamlarının hikâyesi. Zeuxis ve Parrhasius resim yarışmasına katılır. Süre biter. Zeuxis resmini örten perdeyi kaldırır. Bildik meyve tabağı. Herkes hayal kırıklığında. Sıra Parrhasius'a gelmişken bir kuş Zeuxis'in tablosuna dalıp resimdeki üzümleri gagalayınca alkış kopar. Sonuç bellidir. Zeuxis, rakibini küçük düşürmek istemez. "Eserini görmekten bizi yoksun bırakma," deyip resmini örten perdeyi kaldırmasını ister. Parrhasius oralı olmaz. "Perdeyi kaldırsana. Bak, bizi güneşin altında bekletiyorsun." Parrhasius, "Resim karşınızda," der. Yakından bakarlar. Parrhasius duvara perde resmi yapmıştır.
Sayfa 36 - Evetest·Kitabı okuyor
Alıntı