ti wênekêşî nepîvaye hê
kadraja kulên di dilê dadê de
ti muzîkjenî nestiraye hê
kilama barê li ser pişta dadê
ti bayî hênik nekiriye hê
di havînan de tîbûna kenên dadê
Fermandar hene, ferman hê hene
Zilm hê didome, hê zilmdar hene !
Ew zilmkar tenê Azhî Dehaq e ?
Bipeyiv dîrok, navê wan bang ke !
Sewta wan hilbe ji ser vê dinê
Hîroşîmayê, Helepça minê !
Arkeolog ve filologlar, geçtiğimiz yüzyılın büyük bir bölümünde önce dilbilim oyunları oynayıp sonra da daha yakın zamanda seramik örneklerini ve diğer arkeolojik kalıntıları inceleyerek üstün gayret gösterdiyse de, bu toplulukların çoğunun arkeolojik kayıtlardaki izlerini sürmek de güç.
Örneğin Danuna lar önceleri Tunç Çağı'nda Ege'de yaşayan, Homeros'un sözünü ettiği Danaolar ile özdeşleştirilmişti. Şekeleşlerin günümüz Sicilya'sından, Şerdanaların da Sardunya'dan gelmiş oldukları
sık sık iddia edilir. Bu varsayım, hem sessiz harf benzeşmelerine hem de Ramses'in yazıtlarında bu "yabancı ülkelerin" kendi "adalarında" bir şer ittifakı kurduklarından ve özellikle Şerdanaların "denizden gelen" bir halk olduğundan söz etmiş olmasına dayanır.
Bununla birlikte ileri sürülen bu fikirleri her uzman kabul etmez. Şekeleşler ve Şerdanaların Batı değil Doğu Akdeniz'den geldiğini ve ancak Mısırlılar tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra kaçarak gittikleri Sicilya ve Sardunya bölgelerine isimlerini verdiklerini ileri süren tamamen farklı bir düşünce ekolü de var. Şerdanaların, Deniz Kavimlerinin ilerleyişinin uzun süre öncesinden beri Mısırlılarla kah müttefik, kah düşman olarak savaşmış olması, bu ihtimali destekliyor. Öte yandan III. Ramses'in,
saldırganlardan hayatta kalanları Mısır'ın içlerine kendisinin yerleştirmiş olduğunu bize iletmesi ise tersine bir sav.
Ramses'in yazıtlarına göre hiçbir ülke bu istilacı insan yığınına karşı koyabilecek durumda değildi. Direniş boşunaydı. Dönemin büyük güçleri olan Hititler, Mikenler, Kenanlılar, Kıbrıslılar ve diğerleri birer birer düştü. Hayatta kalanların bazıları kıyımı gerilerinde bırakarak kaçtı, bazıları da bir zamanlar gururla yükselen şehirlerinin yıkıntılarına sığındı. Diğerleri ise istilacılara katılıp yağmacı güruhun saflarına katılarak zaten karmaşık görünen yapısını daha da karmaşıklaştırdılar. Belli ki Deniz Kavimlerini harekete geçiren sebepler her bir grup için kendine özgüydü. Bazılarını ganimet ve köle sahibi olma tutkusu kamçılarken, diğerleri
de belki nüfus baskılarıyla batıdaki kendi topraklarından doğu ta rafına göç etmek zorunda kalmıştı.
Krallar Vadisi yakınındaki Medinet Habu'da bulunan tapı nak mezarının duvarlarında Ramses kısa ve öz olarak şöyle buyurdu:
Bu yabancı milletler adalarında bir şer ittifakı oluşturdular. Topraklar aniden ele geçirildi ve o arbede içinde darmadağın edildi. Hatti'den Qode'ye, Karkamış'tan Arzava ve Alaşiya'ya kadar hiçbir ülke onların silahlarına karşı duramadı, yok edildiler. Amurru'da bir alana kamp [kuruldu]. Halkını ve topraklarını perişan ettiler, artık sanki hiç var olmamış gibiydi. Mısır'a doğru ilerlerlerken onları karşılayacak alevler hazır edildi. İttifak edenler Filistler, Zekkerler, Şekeleşler, Danunalar ve Vavaşlardı. Yürekleri güven ve cesaret dolu, dünyanın bir ucundan diğerine tüm topraklara el koydular.