Serap Gençsoy

Serap Gençsoy
@serapgencsoy
DM yok.
218 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·176 syf.··
2022 27. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2022 20:58
Fazlaca sorguladığım konular üzerine yazılmış bir kitap olsada dili oldukça karışık, ağır ve dikkat çekici. Baudrillard; İçinde bulunduğumuz güncel durumu" orji sonrası hali" olarak nitelemiş mesela. Modernliğin ve her alandaki özgürlüğün patladığı an. Hiper gerçekçilik kavramını ortaya atan Baudrillad'a göre teknoljiyle birlikte artan her türlü sanal ve sosyal ağların bizi hipnotize ettiği simülasyon evreninde yaşıyoruz artık. Kendiliğinden kopmuş olan insan ötekinin izini sürmektedir. Acı fakat durum bu. Ekranlardan yansıyan bir savaş, katliam ya da cinayetin arkasından dakikalar içinde bir bebek bezi reklamına duyarsızlaştıgımız kadar duyarsız kalabiliyoruz. Baudrillad'a göre "özne" artık yok. Nesne öznenin yerini ele geçirmıştir. Look salt görünüm. Özgürlüğün ve modernliğin patladığı bu noktada özgür iradeden söz etmek güç görünüyor. Kitabı okurken Tanpınar'ın çok sevdiğim iradesine rağmen oldu dediği sözleri anmadan geçemedim. Bize rağmen oluyor bazen... " Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu."
Kötülüğün ŞeffaflığıJean Baudrillard · Ayrıntı Yayınları · 2012661 okunma
Reklam
Puan vermedi·402 syf.··
2021 20. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2021 22:46
Anlatıcının annesinden iyi geceler öpücüğü beklerken yaşadığı kaygılar, artık yerini genç bir delikanlı da olmasıyla Albertine'e bırakır. Albertine'i kendi evinde yaşamaya ikna eden anlatıcı serinin bu kitabıyla birlikte Marcel ismine de vurgu yapar. Marcel zaafları, kaygıları, korkuları, şüpheleri ve alışkanlıklarıyla aşkın bütün evrelerinden sanrılı bir iz bırakır okuyucuya. Benliğin mahpusluğu, cismen Albertine'de hüküm sürer. Artık "ben" o dur. Nitekim kişi mahpustur, hafızanın sürekli değişen dekoru geçmişi, geleceği ve şimdiyi esareti altına alır. Freud der ki; “İnsan bir şeyden haz alabilmek için o şeyin yokluğunu, ızdırabını tatmaya muhtaç. Açlık gibi, soğuk gibi, yalnızlık gibi. Ama istenen bir kere ele geçti mi verdiği haz yok oluyor. Yani geçici tatminler mümkün ama mutlu bir halde, sürekli kalmak imkansız." Bu durum tamda Marcel'i ifade ediyor. Evet Albertine'in varlığından büyük bir haz alıyor lakin elde ettiği için eski cazibesini de yitiriyor. Buna karşılık aşkı ayakta tutan şeyin "kıskançlık" olduğunu öne sürüyor. Çünkü Marcel kıskandığı zaman o saplantılı aşık rolüne tekrar dönüyor ve bir iç hesaplaşma, yanılma, endişeler ve kaygılar tekrar ele geçiriyor anlatıcıyı ve Albertine'i sevdiğine yeniden hükmediyor. Kitabın sonlarında Dostoyevski ve Tolstoy'a göndermede bulunması, birçok okurun sormuş olduğü soruya Proust'un da yanıtını almış oluyoruz :))
MahpusMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20231,480 okunma
Puan vermedi·348 syf.··
2021 18. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2021 04:13
Hadi bakalım Zorba! Aylarca kafamı kurcaladın, seni övsem mi, yersem mi bilemedim :)) Patronla aynı frekansı yakalamış olabilirsin, ama ben patron değilim işte. Zorba"nın Yunanca'da, Türkçe'dekinden çok farklı bir anlamı var. Yaşamdan zevk almasını bilen, güçlü erkek anlamına geliyormuş. #nikoskazancakis in ön sözünde belirttiği gibi ruhunda iz bırakan isimlerden biri de #aleksizorba Ahlak, din, vatan gibi konularda içimi kemiren sorulara tamda hissettiğim gibi bir yanıt aldım lakin kadın konusunda, özellikle de bizim gibi ataerkil bir toplumda kadın olmak başlı başına zor iken, dul kadınlarla ilgili söylemleri beni oldukça rahatsız etti. Kafamda bir yere oturtmak istedim ama henüz o yeri bulmuş değilim :)) Çok beğendiğim tarafları da vardı elbette. #zorbathegreek film müziği olarak bilinen Yunanistan'la bütünleşmiş ezgileri duyupta içinde dans etme arzusu duymayan ruhların özgür olma ihtimali yoktur sanırım. Durum böyleyken ruhun özgürlüğünü kısıtlayan sınırları bir kez daha sorgulamak lazım. Dünyada ki kaygı yüklü öğretiler hepsi hepsi ne için oturup düşünmek gerek.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 202420,5bin okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2021 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2021 20:52
Albertine kuşkuların, alışkanlığın, bir kadına sahip olma arzusunun, yanı başındayken huzurun ve huzursuzluğun somut kaynağı. Daha önceki kitapta mahpus olan "benlik" Albertine'nin kaybolmasıyla beraber özgürlüğüne mi kavuşuyor ya da ızdırabında eşlik ettiği bir unutuşla, tutsak olan benlik azat olup göklerde mi uçuyor. Muhtemel uçuyor ve anlatıcı; kuş bakışı bir seyirle, hatıraların krokisinde muazzam tespitlere tanık oluyor. Ölümle birlikte somut varlığını yitiren Albertine, anlatıcının zihninde, hafızasında bir müddet daha varlığını sürdürürken nasıl oluyorda zihin başladıği yere, unutarak yada artık acı duymayarak geri dönüyor. Anlatıcının zihninde canlanan ıstıraplar bir müddet daha tazeligini korurken bir şeyi farkettiriyor Proust okuyucuya "insanlara duyduğumuz sevgi, onlar öldüğü için değil biz öldüğümüz için azalır" diyor. Evet belkide her unutuşta ölen bizim kendi benliğimiz. Öyleyse ne çok ölüyoruz bilmeden değil mi? Zihnimizde ufacik bir tılsımla canlanan hatıralar kadar, zorlasakta hatırlayamadığımiz anlarda mevcut. Alışkanlığın yada zamanın artık terkettiği geçmişin bir kısmında karlar yağarken , bir kısmi renklerini bile yitirmemiş tazelikte mevcudiyetini koruyor. Bu kitapta anlatıcının hayatı boyunca gözlemlediği şeylerin zihnin, hafızanın, unutuşun, ölümün, var oluşun, yok oluşun, aristokrasinin, burjuvazinin yanılgılarını çok daha net görüyoruz sanki. Birde maddi itibarlar var ki bu yolda herşey nasılda mübah. En affedilmez kusurların parayla silinip, yok olduğuna da sahit oluyoruz. Bu günümüz şartlarında da böyle. Hepte böyle devam edecek.
Albertine KayıpMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20252,784 okunma
Puan vermedi·487 syf.··
2021 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2021 19:19
Sodom ve Gomarra; eski Ahit'in Tekvin kitabında sözü edilen, bir kavmin yok olduğu günahkar kentlerdir. Proust, bu kentlere ithafen sodomistlerin dağılan parçalarının Paris'te ki varlığını kadın-erkek, erkek-kadın eğilimlerini örtülü bir dille okuyucuya aktarır. "Odysseus bile, başlangıçta Athena'yı taniyamamıştı.Ne var ki, tanrılar tanrılara anında görünür,insanda benzerine hemen kendini gösterir." İnsanların ikiliklerinden bahsederken anlatıcının da kendi cinsel eğilimleri dikkat çeker. Her ne kadar Albertine olan kuşkuları, korkuları ve kıskançlıği son derece hastalıklı bir durummuş gibi görünsede, Albertine'in cinsel tercihlerinde ki şüphesi "benzerinde, benzer kaygılar" taşıması olağan ve normaldir belkide. Aristokrasinin ve burjuvazinin ahlaki çöküşü, çikar ilişkileri, kitapta adı geçen karakterlerin dükü, baronu, düşesi, prensesi vb. isimlerin bilip, bilmezlikten geldiği çok renkli menfaat ilişkileri. Okurken serinin diğer kitaplarına göre daha hızlı geçtiğim bir kitap oldu. Fransa'da ki coğrafi bölgelerin etimolojisinden uzun uzadıya bahsedildiği bölümlerden sıkıldığımi hatırlıyorum. Yinede anlatıcının edebi dili, farklı durumların sadece 29 harfle bu kadar net ve etkileyici bir şekilde hafizamıza nakşetmesi, zihnimizde oluşturduğu resimler ve kusursuz Roza Hakmen çevirisi okunur ama tavsiye edilmez. Proust merak edilir. Birçok yerde karşınıza çıkar.Sizde ilgi uyandırırsa tabiki okursunuz. Onun sanata, doğaya ve insana dair duygu ve durumlara bakışında gördüğu çok muazzam bir iç gözü olduğu kesin. Bakmak ve görmek aynı şey değil elbette ama birçoğumuzun çok yüksek derecelerde astigmatı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor belki de. Buda hissizlikten ileri gelebilir mi kimbilir? Hisleri alınmış bir toplumuz. Sanata ve doğaya verdiğimiz önem ne yiyip,
Sodom ve GomorraMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20201,758 okunma
Reklam