İlk insanlık belirtisi işte buydu: Kendimizden başka bir canın iyiliği için hayata yalvardığımızda doğuyordu insanlığımız. Belki de bu yüzden habire doğuruyorduk, kendimizden başkasını sevebilme kabiliyeti geliştirebilelim diye.
Herkesin yaşadığı tüm anlardan oluşan parçaların bütünü neydi? Bütün bizdik.
Yaşadığımız, yaşamayı seçtiğimiz her şey bizdik. Seçimlerimizdik biz. Girmeyi seçtiğimiz kapı, yürümeyi seçtiğimiz yolduk... Olacağımız kişiyi seçe seçe, olduğumuz kişiye gelmemiş miydik?
Yaşanmışlıklarımızın hepsi anlardan ibaretti ama bazı anlar ömrün tamamına bedel olsa da hayat tüm anların üst üste eklenip, bir bilmecenin küçücük parçaları gibi birleşmesi değil miydi?
Belki de hayvanlar kendi sevgi açlıklarından değil, aslında kimin sevgiye ihtiyacı olduğunu hissettiklerinden takip ediyorlardı peşlerine takıldıkları kişileri. Belki de gerçekten yanlış anlaşılıyorlardı. Sorumluluk almaktan kaçarken sevgiye fırsat vermeyen kuru bir yaşama mı dönüyordu hayatımız?