Cemil Meriç Fransızca elenikasını bilir gece gündüz okur bu yüzden gözlerinin gücünü her gün biraz daha yitirmiştir ne var o buna hiç aldırmaz odasında masanın üstüne sandalyeyi koyar kendi de sandalyeye çıkarak kitabını ampüle 30 santim uzaklıkta okur bunu elektrik ampülünü aşağıya değin iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapar bunca parasız oluşunun nedeni ise eline geçen paranın tümünü kitaba yatırmasıdır Cemil Meriç klasikleri okur kendisine bir şey sorduğunuz zaman size verdiği karşılığın filanca yazarın filanca kitabın filanca sayfasının filanca satırında olduğunu belirtir söylediğinde de hiç yanılma olmaz ama bu başarıyı daha çok voltaire’in kitablarında sağlar
Sadece var olmak ile gerçekten yaşamak arasında bir fark vardır gerçekten başarmak ve idare etmek arasındaysa bir ayrım vardır en üzücü şey birçok insanın sahip olduğu armağanları gözden yitirmesi ve yaşamının en iyi yıllarını televizyona mahkûm olarak geçirmesidir çok sayıda insan güçlü yanlarını geliştirmek yerine zayıflıkları üzerine odaklanmaya zaman harcar sahip olmadıkları şeylere odaklanarak gerçekte sahip oldukları becerileri göz ardı ederler bizden önce yaşamış tüm büyük insanların başarılı olmalarını sağlayan basit bir stratejileri vardı en temel becerileri üzerine zaman ayırdılar bu özel nitelikler onları eşsiz hale getirdi ve hayatlarının geri kalanını onları büyütmeye ve geliştirmeye adadılar
Dünyamız bir günde değişmez küçükten başlayın bin kilometrelik bir yolculuk ilk adımı atarak başlar kademe kademe büyürüz her gün atılan küçük adımlar zamanla nefes kesen sonuçlara yol açar
Doğu ile Batı’nın düğün yatağı olan toprakların nice yaşayan ölülerin göğsünden ormanların nice insan düşünceleriyle bezenmiş taşların yüzyıllarca yüzsüz kafasız yüreksiz nursuz bezirganlar elinde kesesinde yozlaştı kısırlaştı kocaman İlyada çiçeğinin açıldığı yerlerde bakkalların soluğu çok daha gürbüz ozanların soluğundan öz evlatların kömürlerini ışığa üzüntülerini şaraba tezeklerini türküye çevirenler için hala hala ne dert belli ne deva ne koyun belli ne kurt ne düşman belli ne dost ne sen aydınlığa çıkabiliyosun ne aydınlık inebiliyor sana güpegündüz göz göre göre öyle haksızlıklara uğramışsın ki kuşkuyla bakar olmuşsun sana ışıkla gelenlere gecene ışık getirenlere