Tepkisini ne şekilde vereceğimi bilmediğim bir ateş yaktılar içimde!
İnsanın yüreği ayaza muhtaç olur mu hiç?
Susmayı öğrendim sırf bu yüzden.
Kendimi koymam gereken yeri bilmediğim zamanlarda yaparım bunu.
Verdiğim tepki ne olursa olsun sonunda suçlu çıkacağımı bildiğimden susmayı seçiyorum artık.
Haklıymışım,
Haksızmışım peşine düşmüyorum.
Bana bi heves arayıp üç beş dakika özgürce sesini duyma sevincini yaşatmayıp bir de üstüne öyle bir söz söyledi ki arabayı çekip direksiyonu yumruklaya yumruklaya ağladığımı ölsem unutmam.
Haberi yok.
Olmasın dedim sustum.
Nasılsa haksız çıkarsın sen kendine et nasılsa hep kendine edersin bu kez de yap bilmesin dedim ama olmak istediği adama dönmesi için bir nedeni daha olsun anlatayım..
Demiş ya ne zaman mutlu olsam hayat kapımı çalar bir şeyler eksiltir benden diye.
Birbirimize çok benzeriz derim hep.
Bugünde birbirimize çok benziyoruz.
Ne zaman ağız dolusu değilde yüreğimin dolusu gülsem o gün gözümden yaş eksilmez..
Ne zaman içime bir serçe konsa tam uçacakken kanadım kırılır.
O yüzden onu çok ama cooook iyi anlıyorum bi kaç gündür..
Aylar önceydi yine uzun uzun yazıp damla damla gözyaşlarımı akıttığım bir gündü.
Kimim ben?
Neyinim senin diye sormuştum..
Yerim neresi benim,
Kapının dışında olduğumu bilirim lakin bunca yaşanan şeylere rağmen bir sıfatım var mı benim?
Bu kulak neler duygu,
Neler işittim neler..
Ne çok uykusuz gecelerim oldu,
Ne çok ağlaya ağlaya uyudum,
Ne çok aç kaldım bir damla su içemez hallere geldim.