Ama sonra sabah oluyor, sabah olunca uzanıp karavanın küçük penceresini açıyor, içeri dolan ne müspet ne menfi esintiyle yüzümü hayata dönmeye gayret ediyor, yattığım yerde gözlerimi kapatıp yumurtasını kıran serçe yavrularını hayal ediyordum. Buradan başlayabilirim diyordum kendime, cılız bir gaganın uzanıp yırttığı zardan, çatlattığı kabuktan başlayabilirim.
### I.
olmadım!
dağların sabrına sığındığımdan beri
olduğum yok artık benim.
bulamadım, taş neden yüzünü döndü bana
ne söyleyecekti eğilip baktığım su
rüzgâra kapılmış sağrısı o atın
bana ne dileyecekti?
âh ki durmadım dünyada soluklanmak için.
koyun koyuna uyuduğumuz
tepedeki çimenlikten beri
çok vaadiyle dünyanın
çok gözler gelip geçti canımdan
ama
olmadım!
hepsi birdi sevgilim
nasılsa sonunda hepsi birdi.
### II.
filizkıran fırtınasıydı hayatım!
iyi hatırla!
kimin yüzüyle gelmiştin bana
bir begonvil, bir serçe, bir sabah ıslığı
kimin yüzüyle hayatım?
ayrıldığımızda kimdik
şimdi hangi gövdenin içindeyiz
küçük bir çıngırak çalarken sabahları..
bağışla!
bazı zamanlar unutuyorum
yola uzun bakmayı.
bazı şarkılardan geçmeyi örneğin:
"Yaşam çok güzel Mamud," dedi, savunmasız, masum bir sesle; "Yaşam çok korkunç aynı zamanda... İstasyonda bir adam küçük, dört yaşlarındaki çocuğunu dövüyordu. Çocuklar çarpık, insanlık dışı davranışlarla biçimlendiriliyor. Herkes kendi kafasına göre çocuk yetiştiriyor. Çocukların yanında sigara, ot, esrar içen anne babaları biliyorum. Trenin penceresine çarpıp çakıllara düştü bir serçe bugün."