Biz de burada doğduk. İşte kapıda duruyorlar: Çocuklarımız. Onlar da burada doğdular. Babamız borç almak zorunda kaldı. O zaman Banka, toprağın sahibi oldu. Ama biz, yerimizde kaldık, çıkardığımız ürünün hiç olmazsa birazını aldık.”
“Biliyoruz, bütün bunları biliyoruz. Ama bunu yapan biz değiliz, Banka. Banka, insana benzemez. Elli bin dönüm toprağı olan bir toprak sahibine de benzemez. O, zaten insan değildir. Devdir.
Doğru ama!., diye bağırıyor ortakçılar; burası bizim toprağımız. Bu toprağı biz ölçtük, biz parselledik. Biz bu toprağın üstünde doğduk, bu toprağın üstünde vurulduk, bu toprağın üstünde öldük. Bu toprak bir işe yaramasa bile, yine bizim”
Ayrıca insan düşünmeden edemiyor: Birini kaybetmek korkusuyla ömür boyu birine bağlanmadan mı yoksa hayatın akışını kabullenerek hayatın getirdiği sevgiyi mi yaşamalı? Epikür’ün bu soruyu en baştan reddettiğini biliyoruz. Unutulmamalı ki onun felsefesi acı çekmemek üzerine kurulu.
“Acı
çekmeyen
insan
mutludur.”
Kirpileri okşarken ellerin mi acıyor ?
O halde okşama...
Karanlıktan korkuyor musun?
O halde bir mum yak.
Beklemekten yoruldun mu?
O halde bekleme...
Karşına bir engel mi çıktı?
Üzerinden atla yada etrafından dolaş...
Her zaman basit olan çözüm yolunu seç. Hatta her sorunu ille de çözmek gayretinde olma Sorunun çözümsüz kalmasını seçmek bile eşsiz bir çözüm sayılabilir.