“Hikmet-i aşkda üstâdım ben
Manzar-ı hayret-i Bağdâdım ben
Emr-i hattı rakam-ı kilkimdir
Kâtib-i Hüsrev-i bî-dâdım ben
Subh u şâm eşk-feşânlıkdır işim
Nâzım-ı hâtır-ı nâ-şâdım ben
Gurbet-i hicre bu dünyâda gelip
Müsteşâr-ı sefer-i yâdım ben
Yazdı Verne bu gazelde hâlin
Dedi sevdâ ile ber-bâdım ben.”
“Aynı Koca Mehmet Hüsrev Paşa, Akdeniz Seferi sırasında Kuzey Afrika ülkelerinde gördüğü fesi Osmanlı’ya getirtmiş ve bu başlığı beğenen Sultan II. Mahmut 1832’de çıkardığı bir fermanla orduda fes takmayı zorunlu hale getirmişti. İşin ilginç yanı, orduda fesi zorunlu kılan II. Mahmut’un sarık yerine fesi getirdiği için “dinsizlik”le suçlanması gibi, 1925 yılında da fesi yasaklayan Atatürk’ün de aynı şekilde suçlanmış olmasıdır.”
Fesli duysun
“Uşağı beli alarak Pahom'un sığabileceği büyüklükte bir çukur kazdı ve onu oraya gömdü. Onun şimdi ihtiyaç duyduğu, topu topu iki metrelik bir topraktı.”
“Kocası yanıbasında dolasan, evini sigarasının dumanıyla dolduran erkek, kadını icin dunyanın en sağlam direğidir. Erkeği cevresinde dolasan kadına coğu zaman Allah bile vızgelir. Ama kocası öldümü
, icini dimdik tutan direk yıkılır, tavan coker. Artık ne yapılsa, ne edilse bostur. Zaten hemen hemen hic bir sey yapılamaz. Kadın hızla elden ayaktan duser ve bunun sonucu baslar kırısmağa.”