O gün Kahtane'ye giden Hasan ve Mediha hep çocuk kalsaydı keşke. Zehra, darbukasını hala çalıyor olsa; Ahmet'in de tek derdi aynı çocuklara Kahtane külahı yapmak olsaydı keşke. İçimde buruk bir karmaşa ile kapattım kitabın son sayfasını. Teşekkürler Osman Cemal Kaygılı. Çok hazin bir hikaye bırakmışsın bize. Nurlar içinde uyu.
Yine son zamanlarda okuduğum en güzel hikayecilik örneklerinden biriydi. Yunan ve Roma tiyatro eserleri tadındaydı ve baştan sona akıcı, güzel bir kurguya sahipti. Hiç vaktim olmasa da tek nefeste okuttu.
Kitap bittiği an bayıla bayıla okuduğum ilk roman Sinekli Bakkal'ı anımsadım. Aynı akıcı dil, aynı mizansen. Her ne kadar karmaşık aile düzeni, çokça ihanet, ahlaki sefalet içerse de amacına ulaşıp bizi romanın içine taşıyor. Aynı konakta yaşıyor; ahşabın kokusunu, mermerin soğuğunu hissediyorsunuz. Okurken Fazıla'nın kararlarına katılmayışımı, Calibe'ye duyduğum kini yanımda olanlara anlattığım an fark ettim ve Fatma Aliye Hanım başarmış dedim. Okuyacak olanlara keyifli vakitler dilerim şimdiden.
"Yitirdiğini özlersin." Sanırım tam olarak da bu cümle tüm kitabın özeti niteliğinde.
Son günlerde okuduğum en iyi olay örgüsü olmalı. Temiz bir yüz, kaybetmek istenilmeyen ün, şöhret, gençlik... Tüm bunlar iyi bir ahlak ile takas edilirse ne olur?
Oscar Wılde yine başarmış!
Dini, eksik inançlılardan öğrenmiş ve tabiidir ki benimseyememiş, şahsının ürpertici bir ciddiyetsizlikle "Yaratıcı üzerine düşünmeye o kadar vakit harcamadım." diyerek kabullenişinden de anlaşıldığı üzere Friedrich Nietzsche'nin yalnız zamanını harcayıp keşfedebildiklerini okuyabileceğiniz bir kitap. Kendi fikirlerinin peygamberi olma dileği de bu sebepten sanırım! Yavanlığı süslü cümleler arasına gizlediğini, hor görülmeyeceğini umarak bulabildiklerine kinini, bulamadıklarına nefretini ("gizli intikamcılık") kustuğu bir eser olduğunu düşünüyorum. "Benim zamanımda bazıları öldükten sonra doğar." , "Seni öldürmeyen şey güçlendirir." gibi birkaç şiirden araklanmış gibi duran, aralara serpiştirdiği şahane sözler de olmasa vakit kaybı diyebilirdim. Otobiyografisinde kendi düşüncelerini belirtmiş, bunlar da benim düşüncelerim. Mantıklı gibi göstermek istediği tepetaklak hakikat...