Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kağıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
İnsan, yaşamının tatsızlığından ve çevresinde görüp bıktığı şeylerin o yorucu sıradanlığından bir süre kurtulabilmek ümidiyle geziye çıkar. Bu bakımdan gezi “olağanüstülükler avı” demektir.
Bulutlar bize küsünce nehirler kurur, tarlalar ölür. Bahçeler solar; toprak, ürünlerini keser; kişilerin kesesi ve sonuçta devletlerin hazinesi boşalır; ticaret durur, sanat durur. Bu geniş dram çerçevesi ortasında, insanın korkunç yazgısını bir an düşünmek bile hayal gücünü yakmaya yeterlidir.