Ve içimde geriye dönmek korkusu var. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Elimi cebime sokarken, bana iki gün evvelini hatırlatacak bir kağıt parçasına, bir şeye rastlamaktan bile korkuyorum.
İki tür insan vardır bence arkadaş sadece iki tür. Hayata müdahale edenler ve etmeyenler. Hayata müdahale edemeyen tür sürekli keşkelerle boğuşan her şey kursağanda kalan bir tür. Sürekli hayalleri planları vardır fakat bir o kadar da bahaneleri. Mesela canı dışarı çıkmak ister ama çıkmaz çünkü hafif bir yağmur vardır. Güzel elbiseler giymek ister canı ama parasına yazıktır yani hayatında her ne isterse istesin asla ama asla gerçekleştirmez gerçekleştiremez. Söz söylemez söylenen sözü dinler bu tür. Ve son olarak bu tür son olarak umut bükücü bir türdür. Kendileri bir şey yapamadığı gibi etrafında ki insanların heveslerini de kırmaya üstlerine yoktur. Mesela şu işi yapmak isterim dersin o peşinen sana sonuç söyler batarsın batırırsın sen! Şu arabaya binmek isterim dersin o seni aşar der. Şu kızdan etkilendim dersin o sana bakar mı lan der! Sen ne dersen de o hep olumsuz bir şey der.
Bir de hayata müdahale eden tür vardır. Bu tür; atılgandır barut gibidir sürekli bir uğraşı vardır yerinde duramaz. İtiraz etmeyi sever, üretmeyi sever. Biraz hayalperesttir, biraz da uçuktur ama çokta inatçıdır. Bahanesi yoktur onun bir şeyi içinden geçirir sonra kafasında tartar sonra onu elde etmek için uğraşır didinir ama asla yorulmaz; yılmaz. Canı bir şey mi giymek ister gider alır giyer. Bir şey mi yemek ister canı gider yer. Bir şey mi söylemek ister gider pat diye söyler; eğip bükmeden, bu tür insan hayata müdahale eden insandır kadere yön veren diğer insanların hayatına dokunan ve keşkelerden uzak bir yaşam sürdüren bir tür. Sanırım ben bu türüm. :)
Yıllardan beri ilk kez, belki de hayatımda ilk kez kitleyi hissediyordum; benim onlardan kopuk, ayrı varlığıma haz akıtan bir güç olarak insanları hissediyordum.