Stanford hapishane deneyi, mahkûm veya gardiyan olmanın psikolojik etkileriyle ilgili bir incelemeydi. Deney, Stanford Üniversitesi’nde psikolog olan Philip Zimbardo liderliğindeki bir grup araştırmacı tarafından 1971’de yapıldı. Yetmiş kişi arasından yirmi dört lisans öğrencisi gardiyan ya da mahkûm rollerini oynamak üzere seçildiler. Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler. Mahkûmlar ve gardiyanlar çok çabuk bir şekilde rollerine adapte oldular. Deney öngörülen sınırların dışına çıkıp tehlikeli ve psikolojik olarak hasar veren bir duruma geldi. Birçok mahkûm duygusal olarak travma geçirirken, gardiyanların üçte biri “gerçek” sadistik eğilim sergilemekten yargılandı. Mahkûmların ikisi, daha deneyin başında çıkarılmak zorunda kalındı.
Dostoyevski’nin birçok kitabında, bu deneyde varılan sonuçlara çok önceden varılmıştır. Bu da Dostoyevski’nin psikoloji bilimi açısından ne kadar önemli bir yazar olduğunu gösteren örneklerden birisidir. Şöyle der Dostoyevski ve adeta Stanford Hapishanesi deneyinde yaşananları özetler:
“Dünyanın en gereksiz ise yaramaz adamını alın, bir gişe memuru yapın. Kendini önemli biri zannedip hemen sizi aşağı görecektir.” (**)
Bu deneyde, bazı gardiyanlar korkudan yanına yaklaşılmayan kişilere dönüşmüşlerdir. Dostoyevski ise şöyle der “Kumarbaz” adlı romanında: “Korkudan yanına yaklaşılmayan kişilerden nefret ederim.” (Kumarbaz, s. 36)
Yine “Ölüler Evinden Anılar” kitabında mahkûmları döven, işkence ve kötü muamele eden bir Binbaşı’nın rütbeleri söküldükten sonra içine düştüğü zavallı durumu gözlemler.
Stanford Hapishanesi deneyinde, gardiyanlar mahkumlara şiddet uygulamaya zorlanmamışlardır, onlar bunu içlerinden gelerek, kendi istedikleri için, içlerindeki iktidar duygusunu tatmin
Nietzsche diyor ki;
"İnsanın kendine dayanabilmesi ve boşluğa düşmemesi için kendini gerçekten sevmesi gerekir." Her şey insanın kendini sevebilmesi ile başlar. Çünkü içinde olmayan şeyi başkasına veremez insan. Çünkü boşluğa düşmemek için kendine tutunabilmelidir en çok.
"O kadar basitleşmiş ve yıpranmışız ki. Sadece yeme içme, uyku, aptalca lüks, pahalı kıyafetler ve eğlence peşindeyiz.
Hiç kimsenim maneviyatla ilgisi yok. İdealizm kaybolmuş. Herkes sadece daha fazlasını nasıl kazanacağını düşünüyor.
Şarlatanlık, hırsızlık diz boyu. İnsanlar har vurup harman savuruyorlar. Bir yandan ülke yangın yeri, diğer yandan herkes vur patlasın çal oynasın."
Grigory Petrov