Semih Sergen, çoğumuzun sesine aşina olduğumuz, Türk tiyatrosunun ve seslendirme sanatının en ikonik, efsanevi isimlerinden biri olmasının yanı sıra, kelimelerle derin bağlar kuran güçlü bir kaleme sahipti. Onun edebiyat dünyasındaki en özel ve iz bırakan çalışmalarından biri olan "Kuruyduk Yaş Olduk", adını Yunus Emre’nin o meşhur tasavvufi felsefesinden (*"Kuruyduk yaş olduk, kanatlandık kuş olduk"*ı) alır.
Bu eser, Semih Sergen’in sadece bir tiyatro insanı değil, aynı zamanda ruhu besleyen bir derviş edasıyla kelimeleri nasıl yoğurduğunun en güzel kanıtıdır.
Şiirsel dilini, hayata, insana, aşka ve sanata dair felsefi sorgulamalarını bir araya getiren derinlikli bir eserdir. Kitap, bütünüyle bir "olma", "pişme" ve "hamlıktan kurtulma" yolculuğudur.
Yıllarca sahnede Türkçeyi en güzel şekliyle seslendiren usta sanatçı, bu edebi birikimini yazıya da kusursuzca aktarmıştır. Ben sesli olarak dinledim ve Cümleler bir tiyatro tiradı kadar ritmik, bir ney taksimi kadar dingin ve dinlendiriciydi.
Kitapta sadece mistik bir arayış değil, sanatın insan ruhunu nasıl iyileştirdiği, tiyatronun ve edebiyatın insanı insana anlatma sanatı olmuş.
Son olarak bu kitap, modern dünyanın hızından ve yüzeyselliğinden yorulan, durup soluklanmak ve kendi içine doğru bir yolculuğa çıkmak isteyen okurlar için bir başucu eseridir. Semih Sergen, kendi sesinden dinlediğim keyifli bir tamamlama oldu. Okuyucuya ise didaktik (öğretici) bir üslupla değil, bilge bir dostun sıcaklığıyla sesleniyor.