Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı , unutmak sürekli olsaydı , gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine , mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydim , bir mürekkep damlasında , bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyülerdi ki , hissedilmezin içinde silinir , yok olurlardı . O zaman dileğime kavuşurdum .
Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Bunu çok sık düşünüyorum, birden aklıma geliyor ben saatlerce ne düşündüm. Hepsi olumsuz şeyler. Olumlu ne olabilir diye soruyorum kendime ama bulamıyorum. Geçmişteki kısa mutluluklar, çocuklarımın bebeklikleri hepsi çok geride kaldı. Etrafıma bakıyorum beton yığınları. Bugün bile sevinç yok. Hep kaybetmeye gri zamanlara çoktan başlamış oluyoruz Bir doktorun deyimiyle. Neyse fazla yazıp canınızı sıkıp, kendi karanlığımda boğmamayım sizi