Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı , unutmak sürekli olsaydı , gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine , mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydim , bir mürekkep damlasında , bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyülerdi ki , hissedilmezin içinde silinir , yok olurlardı . O zaman dileğime kavuşurdum .
Acı çekmek bayılana kadar dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.