Ama insanların birçoğu zihnini kendini haklı çıkarmaya öylesine programlamıştır ki kendi hatalarını asla göremez. "Hiç kimse duymak istemeyen kadar sağır, görmek istemeyen kadar kör olamaz." sözünde de ifade edildiği gibi kendinden kaynaklansa bile olumsuz sonuçları etrafındakilere fatura etmek ister.
" Allah (c.c) ve O'nun güzel Rasulü (s.a.v) nasıl davranırsam memnun olur? sorusunu sormak yerine, " O bunu hak ediyor." ya da "Ben böyle istiyorum, işine gelirse..." diye duygularını merkeze alarak hareket etmek; ciddi anlamda karmaşa oluşturuyor.
Hayat nedir?
Nasıl yaşanır?
Ben kimim, sen kimsin, diğerleri kimler?
Bu koca dünyada
Benim yerim neresi?
Kendimi, nereye koymalıyım?
Kime yakın, kime uzak durmalıyım?
Herkes bir şeyler gösteriyor bana.
Hangisini alıcı gözle bakmalıyım?
Ben, keşfedilmemiş bir ülkeyim
Ve sınırları çizilmemiş.
Kendimi diğerlerinden seçebilmem için
Bu ayna olmanıza ihtiyacım var!
Kendimi nasıl görmeliyim?
Başarabilecek miyim hayat denen karmaşık yollardan, sağ salim geçebilmeyi?
Size soruyorum.
Ben kimim ve nasılım?
Nasıl becermeliyim bunca şeyleri?
Bana akıl verin ve yol gösterin.
Ben, keşfedilmemiş bir ülkeyim
Ve sınırları çizilmemiş.
Sevgi güneşi ile kabartın benlik toprağımı,
Bilgi ekin üzerime.
Ve ilgi yağmurları ile büyüsün
Beni ben yapacak olan cevherler!
Teşvik edin başaramadığım da bile.
Yoksa siz hiç mi yanlış yapmadan büyüdünüz,
Hiç mi rüzgâr sallamadı dallarınızı?