Hamit Çavuş'un zalim bir kaderi vardı, acımasız bir kurşun gibi havada ıslık çalarak onu arıyordu. Ve o kader çizgisini aşmak mümkün değildi! Kader ona hep keder getiriyordu.
I.
Herkes tutsak, öfke özgür
Kanın ve ıstırabın perçeminden tutup
İnsanın izzetine inanan bir uzun mektup
Yazacağım sana Ezekiel...
Ezekiel, Ey Ezekiel!
Toprak onunla direnecek
Işık onunla...
Hayat onunla direnecek
Onur onunla...
Ezekiel, Ey Ezekiel!
Sen bir nebi değilsin
Nebi olan Zülkifl idi
Çiçeklerle süslerdi dağları
Onun sûru uzun bir İsrafil
Bekletirdi tüm çağları...
Yakıyorsun şehirleri
Alevin kanlı bir sağ el...
Bünyamin değil, Yusuf değil
Sadece bir katil Ezekiel
Köle oğulların ve kızların hırsla
İzledikçe yangını ve soygunu
Sürgün kalacaksın
Ölen insanlığın son vadisinde...
Hamit Çavuş gibi bu vatan için hayatını ve ömürlerini feda edenler,ölümleriyle yeryüzünden tamamen silinseler de kahramanlıkları her zaman hatırlanacaktır...
Teknolojinin hızlanması ile hayatlar da hızlanmıştı. Her şeyi çabuk yaşamaya başlamıştı insanlar. Bir şeylerin sürekli yetişmesi gerekiyordu. Öyle ki dinlenilmesi için gidilen tatiller bile bu koşuşturma ile geçiyordu. Dar bir zamanda görülmesi gereken o kadar çok yer ve eğlence vardı ki, hiçbir şey yapmadan durabilmenin verdiği hazzı unutmuştu insanlık uzun bir süredir. Üstelik zamanında lüks olarak tasarlanan şeylerin gün geçtikçe ihtiyaç haline dönmesi insanlığın bu koşuşturmayı daha da hızlandırılmasına neden olmuştu. Zamanında hiçbir insanın hayatında bile olmayan internet artık tüm insanlık için su ve yemekten sonra gelen en önemli ihtiyaçlardan birisine dönüşmüştü. İnsanın laneti de buydu işte. Sürekli kendisi için yeni ihtiyaçlar yaratmak ve sonrasında da bunlara bağımlı olmak.