Stefan Zweig bu kitapta ölüm ve yasam kavramlarını inceliyor. İnsanların hayattan vazgeçmelerine sebep olabilecek kadar psikolojik olarak bitmişliklerinin, sevdikleri icin yasamak ugruna nasıl bir savas verdiklerinin, ölmek gibi öldürmenin de nasıl bir duygu oldugunu anlatıyor bizlere...
Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş'ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları
karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı
üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu...
Istenince vermek iyidir, fakat istenmeden, ihtiyacı anlayıp da vermek daha iyidir; eli açık olanlar için, alacak olanı aramak vermekten daha büyük bir sevinçtir...