12 yıl, tecavüz mağduru 21 kadın, Suna Aras... Evet bitirdim. Her ne kadar kolay olmasa da. 4 güne bitirmek için çırpındığım kitabı Suna yazarken 12 yıl nasıl dayanmış bilmiyorum. Kardeşini Doğurmak kitabında Büşra'nın Suna ile röportajı vardı. Kitabın ismini orada gördüm, okumaya karar verdim, okudum. O kadınların gözyaşlarını kalbimde hissettim. Birine babası, birine kardeşi, birine akrabası, birine arkadaşı, birine gözaltına alan polisler. Şöyle bir baktım da hepsi en güvenmemiz gereken kişiler değil mi? Hepsi kendimizi en güvende hissetmemiz gereken yerler. Mesela; emniyet. Bunu okurken asla siyasi bir yorum yazmayı düşünmeyin. Çünkü emniyet dediğim hem Almanya'da hem de Türkiye'de. Galiba yazar ikisini de yazmakla, bunun bölge ile alakasının olmadığını anlatmak istemiş. Kitapta sadece kadınlar değil erkeklere de tecavüz edildiği yazılmış. Yani kitabı sabote etmek için "Yazar feminist!" de diyemezsiniz. Sadece o erkekleri kadın olarak dinlemesi mümkün değildi bence. Sonra "senden hoşlanıyorum" diyen kardeş, "senin üzerinde hakkım büyük" diyen baba. Ve tüm bunları yaşayıp erkeklerden nefret eden kadınlar. Hatta bazıları bu nefretin dozunu o kadar kaçırmış ki cinsel yönelimini bile değişmiş. Sevdiği insana artık layık olmadığını düşünerek, ayrılan kadınlar da vardı.
Kitap tüm bunlara çözüm aramak için yazılmış. Kitabı okurken de bitirdikten sonra da düşündüm. İdam mı, hadım mı, hapis mi? Ne, ne?! İnsanlıktan çıkmış bu yaratıkları ne durdurabilir? Onların kendilerini erkek zannetmesine sebep olan organları o kadınların tek gözyaşı edemez. Canları mı? Onlar öldüğünde kadınlar sevinmiyor. O an ölmesini dileyenler de vardı öldükten sonra kendisini suçlayanlar da. Hapis desen ya bir gün çıkar ya da nefes almaya devam ettiği için