Bir an için doğanın tüm güçlerini ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek -ve bunun bu verileri inceleyebileceğini de düşünürsek- aynı anda evrendeki en büyük varlıklar ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de, aynen geçmiş gibi, gözlerinin önündedir.
Bu karmaşıktan da öte…Çünkü sonsuz. Bu sonsuzluk, her yöne aynı anda uzanan dolambaçlı bir yol; bir yoldan daha çok bir boyut gibi. Ama bu boyut tek değil ki. Yüzeyini oluşturan sonsuz sayıda nodun her birinde bir başka boyut daha var; o da sonsuza den uzanıyor,kendi çevresinde dönüyor,dolanıyor,sürekli sonsuz…
“Bilseniz, şiirin nasıl bir dile muhtaç olduğunu bilseniz.!Öyle bir dil ki… Neye benzeteyim ,bilmem… Konuşan bir ruh kadar güzel olsun, bütün kederlerimize,fikrin bin çeşit derinliklerine, heyecanlara ,öfkeler tercüman olsun; bir dil ki bizimle beraber güneşin batışının üzüntülü renklerine dalsın …Bir dil… Ah! Saçma söylüyorum, zannedeceksiniz, bir dil ki tamamıyla bir insan olsun.”