İlk başlarda yavaş başlayan, hikaye oturduktan sonra zirve yapan ve genel anlamda üstüne katarak devam eden bir eser. Afganistan gerçeklerine değinen, aslında savaşın ve yıkımın olmadığı zamanlar da çok daha güzel olduğu gerçeğini hatırlatan, geniş bir kültürün ve toprakların nasıl yok edildiğini gösteren, İslamın yanlış ellerde nasıl bir hal alabildiğini, nasıl sömürüldüğünü, savaşların kadınlar ve çocuklara ne kadar çok acı çektirdiğini gösteren, bölgede çok sevilmeyen Hazaraları öğrendiğim, uçurtma şenliklerini çok çok merak ettiğim, tanıtım bölümünde de söylediği gibi arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman.
Yunanlıların Dünya'nın yuvarlak olduğuna dair bir savı daha vardı. Dünya düz olsaydı, ufuk çizgisindeki bir gemi önce küçücük, şekilsiz bir nokta olarak görünürdü. Gemi yaklaştıkça yelkenleri ve gövdesi gibi ayrıntılar yavaş yavaş görülebilirdi. Ancak olan bu değil. Ufukta bir gemi belirdiğinde, ilkin yelkenlerini görürüz. Daha sonra gövdesini. Aslında geminin gövdesinden yukarıya uzanan direklerin, ufukta beliren geminin görünen ilk parçası olması, Dünya'nın top gibi yuvarlak oluşunun kanıtıdır.