Serpil Ağ

Serpil Ağ
@serpilag
Hayatın şakası olmazken, yanlış üstüne yanlış yapmakta ısrar ediyoruz. Kaderin, tuhaf oyunları... Şimdi ya da sonra, önemi yok! Kayboluyoruz girdabında hayatın...
56 kütüphaneci puanı
1814 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
Romanımı kapatırken: " Tanrım! " diyorum. " Onlar da insan! Acı onlara! Kendileri gibi, başkalarının da insan olduklarına inandır onları! " Ötekiler, o hayvan gibi sürülüp götürülenler... Onlar da insandı!
Sayfa 494 - Ötüken
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kaçmam! diyor. Kaçmam! Yeter artık, yeter! Ne zamandır kaçtık, yurdu terkettik, siz de kaçmayınız, gidin, gidin! Kırım'ın sevgisini, Kırım için dökülen kanları, gözyaşları, Kırım'ın acısını beraberinize alın, kalplerinizde götürün! Türk dünyası geniştir, gidin! O güneşin doğduğu yerlerde kalplerinizi Türk kardeşlerinize açın, söyleyin onlara: Biz hayatta hiyanetlik nedir, küfür nedir bilmedik, deyin. Hak ve adalete inandık, deyin. Çalmadık, yakmadık, öldürmedik, düşmanlarımızın her zulmüne katlandık, deyin. Ne felâketlere uğradık, deyin. Anlatın, anlamalı onlar, bizim âkıbetimize uğramak istemezlerse anlamalı onlar. Anlarlar. Ben kaçmayacağım, gelsinler de alsınlar beni. Gelsinler de alsınlar, hainler!
Sayfa 482 - Ötüken
- Arkadaşlar, yine de tekrar ediyorum. İnsaf, merhamet denen şey biz Bolşevikler için hem ayıp, hem de tehlikelidir; bunu unutmayınız! Tatarların çoğu bize karşıdır; bizim ideallerimiz onlara uzaktır. Rus köylüsüyle Kırım köylüsü arasında büyük fark var. Bu köylüler kendi bildikleri, istedikleri gibi bir hayat yaşadılar. Hanların, sultanların üstünkörü ve hafif hükümdarlıkları altında yaşadılar, kendilerini kontrol etmediler. Rusya köylülerine yapılan muamele bura köylülerine yapılmadı, bunlar " krepastnoy pravo " nedir bilmiyorlar, bizim ideallerimize yabancıdırlar, onları yalnız kuvvet ve zorla yetiştirebiliriz. Milliyetçilik, onların kanlarına sinmiştir. Onlar hâlâ vaktiyle kahraman bir millet, yüksek, büyük bir devlet olduklarını hatırlıyorlar. Rusya hudutları içinde yaşamalarına rağmen Kırım topraklarını kendi öz toprakları, Tatar toprakları sanıyorlar. Onların bu düşüncelerinin bizim için ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya hacet yok! Türkçe konuşuyorlar, evet, Türkçe! Çocuklarının kafalarını, kalplerini Türkçe türkülerle, Türk edip ve kahramanlarının adlarıyla kirletiyorlar. Bu duruma yakın zamanda son verilmezse büyük bir tehlikeyle karşılaşacağız. Bir şey daha: Bu milletin zenginiyle fakiri arasında büyük bir fark yok. Bunu da unutmayınız. Ben bir kere daha Reyon parti komitesi tarafından adamlar gönderirim. Toprak meselelerini, kolhozu onlara anlatsınlar. Anlarlarsa ne âlâ, anlamazlarsa daha iyi! Rusya büyük, toprak sıkıntısı çekmiyoruz, ama buralar bize lâzım! Hem eski Rusya'nın siyasetine, hem de bilhassa yeni, kızıl Rusya'nın siyasetine bu halk, burda bir engel olageldi. Bunu unutmayınız; önce onlara bunu anlatınız! Lâmı çimi yok! Sonra birisinin ağzından bir itiraz yükseldi mi çekin duvarın dibine. Bolşevizm, ihtilâlini bu metodla kazandı, yalnız ve
Sayfa 457 - Ötüken
" Allah'ım, çok şükür verdiklerine! "
Sayfa 317 - Ötüken
Konuşmasını bilmiyorsak kabahat kimde, bizde mi, sizde elbet! - Oh, oh, lâfa bak, lâfa! - Kendiniz okumadınız, bizi de okutmadınız. İstedim babamdan beni Yalta mektebine vermesini. Ulan, sen toprağın adamısın, insan toprağı bırakır da oturur mu, mektepte, dedi. Bekir Dayı! Siz Molla İreceb'in Ellezî'sini papağan gibi söyleyen insana okumuş diyorsunuz, öyle mi? Ama ben diyorum öyle değil! Asıl lâf bilen, mektepte okuyandır. Siz evvelce okuyup bizi de okutsaydınız bugün o yolu Ruslar değil biz yapardık. Asfaltı da biz döşer, aftanabile de biz binerdik. Hem biz binseydik yolda kaza da olmazdı. Şoseye asfaltı biz döşeseydik, köylünün tarlasına toprak da devirmezdik. Doğru mu Enver Ağa? - Doğru! - Eh! Şimdi neye yaradık? Taş taşımaya, Ivan gibilerin emirlerini dinlemeye!
Sayfa 304 - Ötüken