Hayatın şakası olmazken, yanlış üstüne yanlış yapmakta ısrar ediyoruz.
Kaderin, tuhaf oyunları...
Şimdi ya da sonra, önemi yok!
Kayboluyoruz girdabında hayatın...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Konuşmasını bilmiyorsak kabahat kimde, bizde mi, sizde elbet!
- Oh, oh, lâfa bak, lâfa!
- Kendiniz okumadınız, bizi de okutmadınız. İstedim babamdan beni Yalta mektebine vermesini. Ulan, sen toprağın adamısın, insan toprağı bırakır da oturur mu, mektepte, dedi. Bekir Dayı! Siz Molla İreceb'in Ellezî'sini papağan gibi söyleyen insana okumuş diyorsunuz, öyle mi?
Ama ben diyorum öyle değil! Asıl lâf bilen, mektepte okuyandır. Siz evvelce okuyup bizi de okutsaydınız bugün o yolu Ruslar değil biz yapardık. Asfaltı da biz döşer, aftanabile de biz binerdik. Hem biz binseydik yolda kaza da olmazdı. Şoseye asfaltı biz döşeseydik, köylünün tarlasına toprak da devirmezdik.
Doğru mu Enver Ağa?
- Doğru!
- Eh! Şimdi neye yaradık? Taş taşımaya, Ivan gibilerin emirlerini dinlemeye!
" Dünya ve ötesi.. Her şey O'nun elinde, her şey O'ndan, her şeyi O yapar, her şeyi O çevirir. Göz açtıran, göz kapatan O'dur. Yakan, söndüren, yaşatan, dirilten O'dur. Hep O'dur..."
Bu akşam pek mesuttu, çünkü gün iyi geçmişti. Yağı iyi fiyata satmış, Moskova'da okuyan oğlu Şolom'a mektup yazmış, mektupla beraber para da yollamıştı.
Mektubunda:
" Oku, Şolom, oku! Okursan dünyayı parmağında çevirirsin, okumazsan benim gibi zavallı bir Yahudi olarak kalırsın! "
diye öğütler vermişti.