- ...babadan oğla devrediyorlardı korkuyu. Doğdukları an korku başlıyor, ancak öldüklerinde sona eriyordu. Bu nedenle, korkunun adını ‘hayat’ takmışlardı. Ama bir gün, bir adam çıktı ortaya. Ufak tefek, işçi kasketli, işçi giysili, çekik gözlü bir adam. Dilenci gibi kapılara vurmakla işe başladı; kulübelere girmek, mujik’lerle konuşmak istiyordu. Onlara ne diyordu biliyor musunuz? Olağanüstü şeyler değil, bildikleri ama bir süredir unuttuklarını anlatıyordu: insan olduklarını, bir ruhları bulunduğunu, açlık çektiklerini. Yeryüzünde özgürlük adı verilen bir şey, adalet denen başka bir şey daha bulunduğunu, bir de...
- "Bir de ne?" diye sordu birbirine sokulan masa arkadaşları.
- "Devrim" dedi.