Ana Muhalefette Tasfiye Dalgası: 19 Mart Darbesi ve Tutuklamalar 19 Mart 2026 Suriye’deki dengelerin değişmesi ve devlet çekirdeğinin iç güvenlik konseptini maksimum sertliğe ulaştırmasıyla eş zamanlı olarak, içerideki klik savaşları radikal bir tasfiye operasyonuna dönüştü. "19 Mart Darbesi" olarak adlandırılan bu kurumsal ve adli operasyonla, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çekirdek ekibi, asimetrik finansal ve idari soruşturmalar neticesinde görevden uzaklaştırılarak tutuklandı. Bu hamle, Karadeniz ve sermaye odaklı kliklerin devlet aygıtının sert muhafız kolları tarafından bir gecede marjinalleştirilmesidir.
Tarih
27 Mayıs Askeri Darbesi ve İlk Sistemik Format 27 Mayıs 1960 Menderes yönetiminin son dönemindeki ekonomik sıkışmışlık ve SSCB ile yakınlaşma arayışları, ordu içindeki NATO eksenli aktörler tarafından bastırıldı. Müdahale, iç dinamiklerin küresel parametrelerin dışına çıkmasını engelleyen ilk sert sistem formatıdır.
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
📌 Kalbinizi yumuşatın, ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun. Cahit Zarifoğlu
Formülün Dışındaki Kızlar
Önümdeki masada duran boşanma dilekçesinin "Geçimsizlik Nedenleri" kısmına bakıyordum. Otuz yaşındaydım, 3 yıldır avukatlık yapıyordum ama adliye koridorlarında geçen bunca zamana rağmen bazı kelimeler hala ilk günkü gibi canımı yakabiliyordu. Müvekkilim, kucağında iki aylık kızıyla karşımda oturan yorgun bir kadındı. Dilekçede tam olarak şöyle yazıyordu: “Davalı koca, müvekkilin erkek çocuk doğuramamasını gerekçe göstererek müşterek konutu terk etmiş, müvekkile psikolojik şiddet uygulamıştır…” Dosyayı yavaşça kapattım. Antalya Adliyesi'nin dördüncü katındaki ofisimin penceresinden dışarıya, uzaklardaki Beydağları'na doğru baktım. Hava sıcaktı ama o kelimeler beni bir anda yirmi yıl öncesine, Elmalı’nın o buz gibi, ahşap kokulu gecelerine götürdü. Kendi çocukluğumun kokusu, burnuma bir kez daha toprak tadıyla karışık havuç ve fındık kokusu olarak geri geldi. Bizim eve fındık, fıstık ve havuç hep çuvalla girerdi. On yaşındaydım ve o güne kadar babam Mücahit’in dünya çapındaki gizli bir sincap örgütünün lideri falan olduğunu sanıyordum. Çünkü normal bir insan, oturma odasının köşesine her hafta yeni bir Antep fıstığı veya fındık çuvalı yığmazdı. Babam kamyonu kapıya yanaştırıp kasaları indirdiğinde, annem Zehra mutfakta içini çeker, Elmalı usulü bir tevekkülle başını sallardı. Babam ise gözleri parlayarak içeri girer, "Bak hanım," derdi, "bu seferki havuçlar özel. Alanya’dan getirttim. Suyunu sıkıp içeceksin, fındıkları da kavurmadan yiyeceksin ki şifası kaçmasın. Bu sefer olacak, hissediyorum." Annem ellerini önlüğüne siler, o her zamanki sakin ama bıkkın sesiyle mırıldanırdı: "Bey, Allah’ın emri bu... Mutfakta aş pişer, çocuk pişmez. Yemekle, çerezle olacak iş değil bu, anla gari." Ben o zamanlar bu konuşmaları bir tür gizli yemek tarifi zannederdim. Evde sürekli bir
Duygu ve Düşünce
(Rüya) (Kadıköydeydim farkında olmadan hafiften boynumu eğdiğimi hatırlıyorum insanların hakkımda düşündüğü kötü şeyler umrumda değildi ancak çoğu yapı tarafından dışlandığımı biliyor ve bununla onur duyuyordum,çocukluğumdan beri önemsediğim insanlar her zaman beni görmek yerine parayı görmüş ve günün birinde önemsiz bir duruma düşmüşlerdir.Paraya ve cehalete ciddi bir zarar vermiştim bunun farkındaydım ve Lilithten başka hiçbir şeyim yoktu istemem de zaten sevgilim Lilith’den başka bir şey hayatta. - Kim cehaletin köpeğiyse bokunda boğulsun - Ağlaya ağlaya ölüm kokan acılar çekse de önümde cahiller Kahkahalar eşliğinde seyreder - sonra da mezarlarına giderim - tükürmek için - Ölüye saygı mı ? Cahilse eğer birey ve diretiyorsa cahilliğinde Özgürlüğe pranga vurabileceğini sanacak kadar ahmaksa eğer Ölüsünün de amına koyayım Dirisininde ! Önümden Feminist bir grup geçiyordu çoğunluğunu kadınlar oluşturuyordu.Grubun başında ki kızıl saçlı kadın Aniden bağırdı irkildim. Zayıftı 40 45 yaşlarında gibi duruyordu.) Grubun başında ki kadın(Sert ve hışımlı bir şekilde):Sakın boynunu eğme! Sakın Sen bizim insanımızsın! İnsanlık adidir bilirsin Yaralanırsın günün birinde Bükülür belin Bir zindana atılır - çıkamayacak gibi hissedersin Kimse de olmaz etrafında Lilith ile gelir seni oradan alırız. Seninleyiz mükemmel erkek Seninleyiz Lilithin sevgilisi Seninleyiz güzel ve güçlü çocuk. (Kalabalık yumruklarını havaya kaldırdı,mutluluktan göz yaşlarına boğulduğumu hatırlıyorum.Daha önce hiç görmediğim insanlardı ancak öylesine büyük bir tutku öylesine büyük bir mutluluk doğdu ki içime o an anladım ki Bu yabancılar Gerçek Ailemdi benim.)
Edebiyat
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap