Bu rüzgâr her vakit böyle esmeyecek. Gökte bulut, suda yelken, dalda çiçek. Bir gün, bir gün var ki, günden güne gerçek, Çatır çatır servi, çıtır çıtır böcek. - Çek ciğerlerine, bir nefes daha çek, Bu rüzgâr her vakit böyle esmeyecek... Ziya Osman Saba
Nergis gözlerinin değdiği o mehtaba kurbanım
rukiyesuna.blogspot.com/2026/04/calabin... youtu.be/Xj0CIWHfgfI?si=... Bir âh çeksem âlemin çatısı yerle bir olur. Bir cilveyle harlanır âhımın âteşi. Oysa şurada şuh çiçekler parıldar. Yüzünde ak allık, nâzenindir dolunay. Bense gamımdan ötürü tandır gibi yanmaktayım. Bakışlarım, arşın bûsesine mânâlar yüklemekte; Oysa mânâ benim, tesellinin ta kendisiyim. Onunla iftihar eden dudaklarım, Kalbime şerbet içirir. Oysa felekler benim, ufkun ta kendisiyim. Gamsız geçen her gece sanki bir cehennem. Dost arıyorum dedim, külhâna götürdüler beni. Aşkın fetvasında sanki görüş içindeydiler. Dağıldım ummana, sığmadım; bunda bir beis görmediler. Sonra bir cennet gördüm; Başımın üstünde değil, dizinin dibinde. Bir buyruk söyle, yeter ki göğsümü kan edeyim; Çirkefin zincirinden eteğine sarılayım. Hükmüne râm olsam, bostanını bana açar mısın?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul...Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? .. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... O manayı bul da bul! İlle İstanbul'da bul! İstanbul, İstanbul... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Botanik bir romantizm faciası ..
Gençler, toplanın; bugün edebiyat dersimiz botanik bahçesinde geçiyor. Sözlüğe bakmışsınız, "Aşk" kelimesinin kökeninin "sarmaşık" (aşeka) olduğunu görmüşsünüz. Sonra da o meşhur, ciğer yakan, melankolik tanım düşmüş kalbinize .. “Bir sarmaşık çınarları nasıl sararsa, aşk da öyle sarar ve her sarmaşık, sardığı ağacı kurutur sonunda.” Vay be! Şiir gibi değil mi? İnsanın hemen gidip bir köşede acı çekesi, "Beni kuruttun be vefasız!" diye feryat edesi geliyor. Ama durun, hemen karaları bağlamayın,gelin bu işe biraz edebi mizah ve biraz da hayatta kalma rehberi gözlüğüyle bakalım. 😎 Edebiyatımız yüzyıllardır aşkı bir sarılış olarak anlatır; doğrudur da, aşk ilk başladığında o sarmaşık o kadar yeşil, o kadar canlıdır ki heyecandan kalbiniz sıkışır. WhatsApp’tan gelen tek bir mesajla çınar gibi o yiğit zatın gövdesi titrer, servi boylu o körpe kızın endamı telefon ekranına kilitlenir. Ancak buradaki tehlike, sarmaşığın ayarını kaçırmasıdır. Eğer aşkı "7/24 nerede olduğunu rapor edeceksin", "O arkadaşınla görüşmeni istemiyorum", "Şifreni bana vereceksin" "oraya gidemezsin ,buraya gelemezsin "tadında bir gözetleme kulesi romantizmine çevirdiyseniz tebrikler 👏nur topu gibi parazit bir sarmaşığınız oldu demektir. Bir bakmışsınız, o heybetli çınarlar ve zarif serviler gitmiş; kıskançlıktan, stresten ve sürekli "Beni seviyor musun?" sorularına cevap vermekten kurumuş, yaprak dökmüş, botanik bahçesindeki boynu bükük birer bonzaiye dönmüş o körpe kızla oğlan kalmış geriye. ​Genç dostlarım, edebiyatın o ağlak ve melankolik tarafına fazla kapılmayın; eskiler "Sarmaşık ağacı kurutur" derken size aslında bir uyarıda bulunuyor, "Gidin kendinizi kurutturun" demiyor. Gerçek ve sağlıklı bir aşk, birbirini boğarak yok eden iki bitkinin dramı olamaz; aşk, yan yana büyüyen ama
1000Kitap
MEVLANA’NIN RUBAI'LERİ
Ey salman servi! Güz rüzgârları değmesin sana! Ey cihanın iki gözü! kem gözler değmesin sana! Sen, yerin ve göklerin canı olduğun için, canına rahatlıktan, esenlikten başka bir şey erişmesin! M. Nuri Gençosman
“Çıkarmak etseler tenden çeküp peykânın ol servün Çıkan olsun dil-i mecrûh peykân olmasun yâ Rab” (Eğer) O servi boylu sevgilinin (kalbime saplanan) okunun ucundaki demiri (peykânı) çekip vücudumdan çıkarmaya kalksalar, dilerim ki dışarı çıkıp kurtulan o yaralı gönlüm olsun, ok (içeride) olmasın, Allah'ım! Fuzuli