Yazmak, içimdeki kalabalığı
sessizce sıraya dizmek gibi.
Şiir ise kelimelerin değil,
duyguların kendi kendine yazdığı bir itiraf.
Okurum, yazarım; çünkü başka türlü taşıyamam.
anitsayac.com
Ağrıdağı Efsanesi , sevdanın insanı nasıl değiştirdiğini anlatan çok güçlü bir roman. Yaşar Kemal bu kitapta sadece bir aşk hikâyesi yazmıyor; korkuya, düzene ve zulme karşı duran insanların hikâyesini anlatıyor. Ahmet’in Gülbahar’a olan aşkı zamanla bir başkaldırıya dönüşüyor. Çünkü onların önünde sadece insanlar değil, töreler ve baskı da var.
Kitapta Ağrı Dağı sanki yaşayan bir şey gibi anlatılıyor. Dağ bazen umut oluyor bazen korku. Yaşar Kemal’in dili de çok etkileyici; okurken rüzgârı, dağı ve insanların içindeki öfkeyi hissediyorsun.
Bence romanın en güzel yanı şu: Aşk burada sadece sevmek değil, boyun eğmemek anlamına geliyor. Bu yüzden Ağrı Dağı Efsanesi hem hüzünlü hem de çok güçlü bir hikâye bırakıyor insanda.
Her yıl, bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde, Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepenklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Bin yıllık sevda toprağının üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken bir ak kuş gelir...