Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin. Kapıyı kapasan iyi olur; öte yanda mutlaka çalışmakta olan bir televizyon vardır. Hemen seslen ötekilere: "Hayır, televizyon seyretmek istemiyorum!" Sesini yükseltmezsen duyamazlar seni. "Kitap okuyorum. Rahatsız edilmek istemiyorum!" O gürültü arasında seni işitmemiş olabilirler, daha yüksek sesle söyle, bağır hatta: Ben, Italo Calvino'nun yeni romanını okumaya başlıyorum!" Bunu söylemek istemiyorsan, seni huzur içinde bırakmalarını umut edelim.
Artık yukarıda sözü geçen "Bana seslen, seni kurtarırım," sözcüklerini öncekinden daha farklı bir anlamda yorumlamaya başlamıştım, çünkü o zaman adına kurtuluş denen şeyden tek anladığım, içinde bulunduğum tutsaklıktan kurtulmaktı, çünkü bu yerde özgür olmama karşın ada benim için açıkça ve dünyadakı en kötü anlamıyla bır hapishaneydı. Ancak artık bunu başka türlü ele almayı öğreniyordum: Şimdi geçmış yaşamıma öyle bir dehşetle bakıvordum ve günahlarım gözüme o kadar iğrenç gözüküyordu ki ruhum Tanrıdan, bütün huzurumu kaçıran suçluluk yükünden kurtulmak dışında bir şey istemiyordu. Münzevi yaşamıma gelince, bu hiçbir şey değildi. Bundan kurtulmak için o kadar çok dua etmediğim gibi üzerinde de fazla düşünmüyordum. Ötekiyle kıyaslandığında hiç kalıyordu. Okurlara olayların gerçek anlamını kavradıklarında günahtan kurtulmanın, endişeden kurtulmaktan daha büyük bir nimet olduğunu göstermek için bu bölumü buraya ekledim.