Atatürk'ün okulların müfredatına konulmasını istediği kitap, bugün yorumlamak çok daha anlamlı.
Kitap, doğal kaynaklar bakımından elverişsiz, nüfusu 2 milyon gibi bir halkın kendini yeni baştan oluşturmasını anlatıyor. Aydınların, yöneticilerin, ruhban sınıfının belli yerlere gelip rahata kavuştuktan sonra içinden çıktıkları, ihtiyaç içindeki halklarına sırt dönmemelerini onlara hatırlatıyor.
"Halkın sahip olduğu değerler nelerdir? Zekası, iradesi ve vicdanı gelişmekte midir yoksa zehirli otlar sarmış gibi çürüyerek yok mu olmaktadır?" Veya zavallı, utanç verici bir mevcudiyetin içine itilerek düşünme ve üretme kabiliyetinden yoksun mu bırakılmaya çalışılmaktadır? Diye sorabiliriz.
Yazara dair ilgimi çeken bir konu, kendi ülkesine giriş yasağı aldıktan sonra onu ağırlayan komşu ülkelerde de o halkları uyandırmaya, onlar için çalışmaya devam etmesiydi. Buradan Petrov'un amacının sadece kendi halkına değil, insanlığa ve insanca yaşamaya yönelik bir hizmet olduğunu söyleyebiliriz.
Belki de beğenmediğimiz, muhakeme yeteneği zayıf insanlara "Onlar modern insana evrilmemiş!" demek kolay yoldur, elinin taşın altına koymak farklı bir şeydir. Nasıl ki merhemi ağrılı bölgeye bir defa sürmek ağrının geçmesi için yeterli olmayabilir; "Uzun süre, defalarca merhem etksini gösterene kadar gerekirse onlarca, yüzlerce kez bu işlem tekrar edilir." Belki eğitim böyle bir şeydir.
Fakat gerçek hayatta Petrov'un fikirlerinin kendi kendine sonuç vermediği kitabın önsözünde belirtiliyor. Bunun yanında ülkede her alanda tutarlı ve iyi düşünülmüş devlet politikalarının uygulanması gerekmektedir. "Aksi takdirde gayretli insanların kişisel çaba ve emekleri tıpkı suyun kumda kaybolması gibi yok olup gidecektir."
Neden şu an müfredat dahilinde okutulmuyor, diye sormadan edemedim...