Orestes [İÖ 408]19 Parrhesia sözcüğünün son bir kullanılışını İÖ 408'de, yani Euripides'in ölümünden birkaç yıl önce, Atina'da demokratik rejim üzerine sayısız tartışmanın yürütüldüğü bir siyasi kriz döneminde yazılan ya da en azından oynanan Orestes oyununda bulmak mümkündür. Bu metin ilginçtir; çünkü Euripides'te parrhesia sözcüğünün aşağılayıcı anlamda kullanıldığı tek pasaj buradadır. Sözcük 905. satırda geçer ve "cahilce açıksözlülük şeklinde çevrilir. Oyunda sözcüğün geçtiği metin, Argos'taki kraliyet sarayına gelip Elektra'ya Orestes'in Pelasgos'taki mah-kemesinde neler olduğunu anlatan bir habercinin anlatısının bir parçasıdır. Elektra oyunundan bilebileceğiniz üzere, Orestes ile Elektra anneleri Klytemnestra'yı öldürmüşler ve bu nedenle anne katli suçlamasıyla mahkemeye çıkmışlardır. Alıntılamayı istediğim anlatı şöyledir: HABERCİ: Bütün vatandaşlar geldiğinde, bir ulak kalkıp şöyle dedi: "Kim mahkemede söz alıp Orestes'in anne katlinden dolayı öldürül- mesi gerekip gerekmediğini söylemek ister?" Bunun üzerine Troya Savaşı'nda babanızın yandaşı olan Talthybios kalktı. Her zaman ik-tidardakilere köle gibi itaat eden bu adam, Agamemnon'u göklere çıkarıp kardeşine soğuk laflar ettiği, methiyeyle tenkidi birbirine kattığı muğlak bir konuşma yaptı; ana babanın ihtiyaç duymayacağı bir yasa attı ortaya; ve her bir cümlede gözlerine girmek için Aegisthos'un dostlarına bakışlar yöneltti. Böyledir ulaklar: Bütün soyları kazanan tarafa geçmeyi öğrenmiştir; yönetimde gücü olan herkesin dostudur-Jar. Sonra Prens Diomedes konuştu. Onları sizi ve kardeşinizi ölüme mahkûm etmemeleri, onun yerine inançlı olmak adına size yasak getirmeleri gerektiği konusunda uyardı. Bazısı bağırış çağırışlarla destekledi onu, bazısı karşı çıktı. Sonra dili sürekli işleyen bir zembereğe
Sayfa 114 - 1.baski, haziran 2021·Kitabı okudu
Seus..
"Herkes önemli biri olmanın hayalini kurar çünkü hiç kimse kaderlerinde basit bir geleceğin olduğunu kabul etmek istemez. Herkes olmasa da en azından bazılarımız hayallerini gerçekleştirme şansına sahip. Bu yüzden evet, önemli biri olarak tarihe geçeceksem ölmeye de beni beklediğini düşündüğün korkunç sona da razıyım. Belki böylelikle istenmeyen bir oğul, terk edilmiş bir çocuk olmaktan başka bir şey olabilirim. Troya'ya geldiğim an şu dan beri aklımda olan tek şey bu."
Sayfa 265
Alıntı
Reklam
Seus
O ölmekten korkmuyordu, yitip gitmekten korkuyordu. İsimsiz gelinler gibi, Atlas'ın üzerinden geçmiş herkes gibi tamamıyla yok olmaktan korkuyordu. Herkes gibi o da ölümün gerçek bir son olmasından korkuyordu.
Sayfa 273·Kitabı okudu
Alıntı
Sonu nda Theseus, Procrustes isminde bir haneının yerine ulaş­ tı. ilk bakışta ha ncı iyi kalpli ve konuksever görünüyordu. Yolculara kendilerine çok uygun bir yatağı olduğunu söylüyordu ama aslın­ da yolcuları yatağa uygun hale getiriyordu: Procrustes yatağa sığ­ mayacak kadar uzun boylu yolcuların bacaklarını kesiyor, kısa boy­ lu yolcularıysa çekiştirip madeni eşya gibi çekiçleyerek uzatıyordu. (Bazı söylencelere göre adamın biri uzun, biri kısa iki yatağı vardı, böylece konuklarının hepsini bu yöntemle öldürebiliyordu.) The­ seus durumu kendi lehine çevirerek Procrustes'i kendi yatağına uygun hale getirmek suretiyle öldürdü (söylenceler Procrustes'in boyunun uzun mu kısa m ı olduğunu belirtmiyor).
Ya da "insan mutlu olmak için çalışır” cümlesi... Ya da “mutluluk erde min ödülüdür" cümlesi... Ya da “hoşlanma ve acı duygulari birbirinin karşıtıdır” cümlesi... Însanlığın “Kirke'si (Odys seus'un yoldaşlarını domuz yapan büyücü kadın.) yani töre, bütün Psikoloji'yi baştan aşağı yalana boğdu, törelleştirdi; ta o tüyler ürpertici saçmalığa, sevginin “çıkar gözetmez bir şey olması gerektiğine varıncaya kadar... insan kendi kendi ne sağlam bir dayanak olmalı, iki ayağı üstünde her zaman korkmadan durabilmek; başka türlü sevemez yoksa.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Bir eve konuk geldi mi, kılığına kıyafetine bakılmaz, adı sanı sorulmaz, he­men içeriye alınır, eli ayağı yıkanır, sırtına temiz ruhalar giydirilir, ocak başına oturtulur ve yemek ikram edilir. Fırsat düşerse, kim olduğu, nereden gelip nereye gittiği sorulur, ama fazla da ısrar edilmez. Odys­ seus gibi kimliğini gizlemek istiyorsa, sırrına saygı gösterilir. Konuğun şerefine oyunlar, şölenler düzenlenir, çalgı çalınır, ozanlar çağrılır, son­ra da yoluna devam etmesi için bir arabaya, bir gemiye ihtiyacı varsa, o da sağlanır, armağanlar verilir, böylece ev sahibi ile konuk arasında kuşaktan kuşağa süregelecek konukluk bağları kunılur.