Zaman bazen ölümle hesap ediliyordu. Sevdikleri öldükle anlıyordu insan zamanın geçip gittiğini yoksa dünya aynı dünyaydı. Her şey olduğu yerde, herkes olduğu kişi idi aslında. Yalnızca ölümün olduğu bir dünyada anlam kazanıyordu yaşamak.
Biz gaflet vaktinde doğan çocuklarız. Gâfiliz yani. Dünyayı bizim için sanırız, hatta bizim sanırız. Oysa dünya dediğin her gelene ‘seninim’ diyen bir gönül çalana benzer. Sonra terk eder, bırakır onları.