Öyle heyecan verici öyle akıcı bir kitaptı ki .Kendine has yorumu ve anlatımıyla beni böylesine esir alan bir roman yazdığı için sevgili Ayşe Kulin’e teşekkürü bir borç bilirim.Savaşın ortasında bir ülke, adı Türkiye. Savaş taraflarının kendi taraflarına sokmak istediği, paylaşılamayan ülke. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün zeki stratejileri sayesinde savaş dışı kalan ülke. Ne yalan söyleyeyim tarafsızlığı sevmem, hani ne tuttuğun belli olsun yoksa bertaraf olursun derler ya. Ama öyle olmamış zekası ve bilgisiyle öyle bir yol izlemiş ki İsmet İnönü, hayran kalmamak elde değil. Tarih kitaplarında “Türkiye İkinci Dünya Savaşına katılmadı” gibi basit cümlelerle anlatılan bu konu, arkasında insanın yüreğine dokunan hikayeler saklıyor aslında.Mesela eşinin yüzünü görmeyen sevgiyi başkalarında arayan bir kadın, mesela ilgisizlikten ailesine yabancı olan bir çocuk, sonra Müslüman olmadığı için hayatını kaçak göçek sürdüren insanlar.Sırf inançları yüzünden aşağılık ve onur kırıcı tutumlara maruz kalan insanların nazi kamplarında insanlık dışı muamele içinde verdikleri yaşam mücadelesini anlatıyor bu kitap. Savaş alanlarında sesler hep yüksek çıkar, peki duyan olur mu? Eller hep uzatılmış pozisyonda, tutan olur mu? Mesela bir tren çıkıp gelse, kurtuluş işte burada dese. Binmek için kim neler yapmaz? Keyifli okumalar dilerim.